Gezi Yaşam

Brisighella

Brisighella torre e rocca

İtalya’da alışıldık rotaların dışındaki gezilerimizi sürdürüyoruz. Yolumuz, bu ikinci buluşmamızda, İtalya’nın en güzel antik köylerinden Brisighella’ya düşüyor. Romagna’nın Bizans kenti Ravenna ile Toscana’nın gözbebeği Floransa arasında kalan bu küçük Ortaçağ köyü, Lamone nehrinin vadisinde, kayalık tepelerin yamacına kurulmuş. Romagna sınırları içindeki Brisighella antik köyüne, seramik kenti Faenza’ya trenle gelip, yine trenle kısa süren bir yolculukla gelecek olursanız şayet, sizi en yüksek üç tepesine birer kartal yuvası gibi kondurulmuş Rocca Manfrediana kalesi, Torre dell’Orologio saat kulesi ve Santuario del Monticino kilisesi karşılar. Sokaklarında yürürken havada asılıymış hissi veren bu üç ihtişamlı taş yapı, sizi asla yalnız bırakmaz. Nereye giderseniz gidin her kafanızı kaldırdığınızda bu üç anıttan biri mutlaka tepenizde Demokles’in kılıcı gibi asılıdır.

Antik Eşekler Yolu

Köy merkezine girişteki Carducci Meydanı’ndaki üç asırı çoktan devirmiş Collegiata Kilisesi’ni ziyaret edip, yokuş yukarı çıkarak Marconi Meydanı’na giriyoruz. Uzun ve dar bir meydan. Soldaki birbirine bitişik sarı, pembe, uçuk yeşil, uçuk kırmızı yapılar dikkat çekicidir. Tarihi saat kulesinin tüm haşmetiyle üzerinde yükseldiği kayalığın dibindeki meydanı bir duvar gibi kapamış bu birbirine yapışık uzun, ince evlerin ikinci kat pencereleri merak uyandırıyor. Her yapının ikinci katında yarım daire biçiminde, camsız tek büyük açıklık var. Yanıtı, elimizdeki kentin tarihini anlatan kitapçıkta buluyoruz: Via degli Asini, Türkçesi Eşekler Yolu.

brisighella

Brisighella

“Yerden yükseltilerek yapılmış, farklı büyüklükteki kemerli pencerelerle aydınlatılmış, dünyada benzeri olmayan bir yol” diyor kitapçık. On dördüncü yüzyılda kent savunması için inşa edilmiş. Zamanla bu özelliğini yitirdiğinde üstü örtülüp, kat çıkılarak madencilerin konutuna dönüştürülmüş. Bölgedeki mağaralardan çıkan alçıtaşı bu yoldan eşekle evlere taşınırmış.

Merakla meydandaki basamakları çıkarak yaklaşık yüz metre uzunluğundaki Eşekler Yolu’na giriyoruz. Girişteki tabelanın anlattığına göre, madenciler yolun altındaki odalara hayvanlara bağladıkları arabaları koyar, hemen yolun bitişiğindeki ahırlarda eşeklerini barındırır, üst katlarda da kendileri yaşarmış.

Taş döşeli antik Eşekler Yolu, dümdüz akmıyor, deniz dalgası gibi bombeli, tavanı ise koyu kahve kütüklerle desteklenmiş. Yerden yaklaşık seksen santimetre yükseklikteki kemerli pencerelerden içeri zayıf bir ışık sızıyor. Bu açıklıklardan düşmanı gözetliyor, yanaştıklarında ise ok atıp, üzerlerine kızgın yağ döküyorlardı muhtemelen. Arabalara ayrılan giriş katlarının bir kısmı bugün cafe, bar, lokanta gibi mekânlar olarak kullanılıyor. Antik yolun hemen bitişiğindeki odalar ise ofis ya da sanatçıların stüdyoları.

Bombeli taş yolda yürüyüp, bu ilginç pencerelerden meydanı bir süre izledikten sonra, Saat Kulesi’ni görmek için Via degli Asini’nin arkasında kalan avluya yöneliyoruz.

Saat Kulesinden Kartal Bakışı

saat kulesi

Yeşilin içine saklı taş basamakları çıkarak, yüksekteki sarp kayaya inşa edilmiş Saat Kulesi’ne yöneliyoruz. Dik basamaklar ara ara soluklanıp manzara seyredilecek genişliklere açılıyor. Brisighella’nın doğasını hayran hayran izleyerek tepenin sivrisinde, görkemli taş kulenin dibinde buluyoruz kendimizi. Çevresini şöyle bir dolandıktan sonra elimizdeki notlara göz atıyoruz. Brisighella ilk olarak, 1290’da bu kayalık tepede savunma amaçlı inşa edilen kulenin eteklerinde kurulup gelişmiş. Diğer tepenin üzerindeki meşhur kalesi Rocca Manfrediana’yla birlikte 1500’e kadar köyü işgallerden korumuş. Hasar görmüş kule 1850’de gotik üslupla yeniden inşa edilip üzerine sadece altı tane Roma rakamı bulunan bu saat yerleştirilmiş. Kulenin dibindeki düzlükten kartal bakışı gözümüzün önüne serilen eşsiz manzarayı seyrediyoruz. Karşı tepelerin üzerinden mavi gökyüzüyle birleşen uçsuz bucaksız yemyeşil bir denize yerleşmiş küçümen bir kent bu Brisighella.

Kralla Papanın “En Büyük Benim” Yarışı

Saat kulesinin basamaklarını gerisin geri inerken, ikinci kayalık tepeye çıkan yeşilin içine saklı diğer merdiveni de buluyoruz. Taş basamaklar daracık toprak patikalarla kesiliyor. Basamakların kenarındaki ne olduğunu bilmediğimiz mineral öbekleri güneşte mücevher gibi parıldıyor. Yamaçtaki taş evleri geçip, yeşile gizlenmiş küçücük bahçelere göz atarak zirveye ulaşıyoruz. Kalenin girişindeki bilgilendirme panosuna göz atınca, yol boyunca parlayan mineralin ne olduğunu da öğreniyoruz: Alçıtaşı, jips…

Brisighella’yı içeren iki bin hektarlık La Vena del Gesso Parkı, yaklaşık altı milyon yıl önce alçıtaşı mineraliyle oluşmuş. Alçıtaşı kesilip tuğla niyetine kullanılır, pişirilip öğütüldüğünde ise çimento işlevi görürmüş. Toz haline getirilip gübre olarak da kullanılmış.

Taş basamaklardan çıkarak, tarihi kaleye giriyoruz. 1310’da Faenza Beyleri Manfrediler tarafından inşa edilen kale geometrik olarak bir yamuk. İki burcundan kısa olanını Manfrediler, uzun ve daha modern görünümlü olanı ise kaleyi 1503’ten 1509’a kadar sahiplenen Venedikliler inşa etmiş. Bu nedenle kale Rocca Veneziana olarak da adlandırılıyor. Tertemiz özenli bir yapısı var. Daracık taş merdivenlerden çıkıp çıplak odaları gezer, duvarlar üzerinde yürüyüp manzarayı hayran hayran incelerken bir yandan da tok bir erkek sesinin anlatımını duyuyoruz. Kalenin ses sisteminden İtalyanca bilgi veriliyor.

Kaleyi üçüncü en yüksek tepedeki Santuario del Monticino’ya asfalt yol bağlıyor. 18’inci yüzyılda bu kiliseyi kralla “en büyük benim” yarışına giren Papalık yaptırmış. Fakat başaramamış, kilise kaleden daha yüksek değil. Yine de tüm vadiyi gözler önüne seren panoraması muhteşem!

Slow Kent Brisighella

Boşuna değil “CittàSlow”, “sakin şehir” markasını vermeleri Brisighella’ya. Hem “İtalya’nın en güzel antik köylerinden” unvanına sahip, hem de yaşam kalitesiyle İtalyan Touring Club’ın turuncu bayrağını almış. Marconi Meydanı’na geri dönüp Terra di Brisighella (Brisighella Toprağı) markasıyla unutulmaya yüz tutmuş yerel ürünleri konuklarına sunan restorana giriyoruz. Mekânın sahibi Mattia, amacının çok para kazanmak değil de, geleneği korumak olduğunu söylüyor. Geçmişte evlerde tüketilen gıdaları damak tadına düşkün meraklı ziyaretçilere tanıtıyor. Raflarda karpuz marmeladı, yeşil domates reçeli, likörler, Sangiovese şarapları ve zeytinyağının hası var.

şarap

“Bizim burada zeytinin yetişmesi tuhaf geliyor insanlara. Haklılar, iç bölgedeyiz ve kışlarımız çok soğuk, ama burada zeytinin en kalitelisi yetişiyor” diye başlıyor Mattia. “Bölgedeki kireçtaşı yazın sıcağı depoluyor ve kışın zeytin ağaçlarının köklerine veriyor. O yüzden zeytinliklerimiz çok sağlıklı, çok kaliteli.” Boş sözler değil bunlar. Avrupa Birliği, Brisighella zeytinyağını koruma altına alıp taklidi önlemek için D.O.P. markasını vermiş.

zeytin yağı

Zeytinyağının tadına bakıp, Mattia’ya hak verdikten sonra, gerisin geri eve dönüş trenine binmek için istasyona gidiyoruz.

ortaçağ festivali

Bizden anlatması bu kadar… Almanlar ile Fransızlar’ın sık ziyaret ettiği bol ödüllü Ortaçağ köyü Brisighella’yı keşfetme sırası artık Türkler’de… Bekleniyorsunuz!

“Bir önceki Endüstriyel Dekorasyon başlıklı yazımızda endüstriyel dekorasyon nedir, Andy Warhol, The Factory, endüstriyel tarz mobilyalar hakkında bilgiye ulaşabilirsiniz.”

 

Yazar hakkında

Avatar

Birgül Göker Perdisa

Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü mezunu... Bologna Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Siyaset Bilimi mezunu, yine Bologna Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Uluslararası İlişkiler mezunu... Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü Doktora programında ise uzatmalı... Türkiye’de Odatv’ye yazıyor, İtalya’da Sette Sere gazetesine... Perdisa, yaşamdan kesitler sunan yazılarıyla ModaRituel okurlarıyla da buluşuyor. Keyifli okumalar...

Yorum Yap