Yaşam

Cristiano Ronaldo Nefret Toplumunun Bir Tanrısı

Ronaldo
Avatar
Yazar : Tufan Bozkurt

Yaşadığımız zaman diliminde çevremizi çepeçevre sarmalayan çelişkilerin insan yaşamını kasıp kavurması normal görünmekle birlikte, bu çelişkilerin insanı şekilsizleştirmesi üzerinde bilhassa düşünülmesi gereken bir konudur. Bu şekilsizleştirilmenin ise, bir değil, birçok nedeni vardır. Belki de günlük yaşamımızdaki şekilsizleşmeyi derinleştiren bu çelişkilerin en önemlilerinden birisi, Marx’ın kapitalizmin tezahürünün bir örneğini işaret ettiği, kapitalizmin bir nefret toplumu yarattığına ilişkin çıkarımıdır. Bu çıkarım, Karl Marx’ın pek çok çalışmasında açıktan belirgindir. Marx, daha çok 1844 Elyazmaları olarak adlandırılan Ekonomi ve Felsefi Elyazmaları’nda ilk olarak kapitalizmin nasıl oluyor da bir nefret toplumunu peydahladığı ve bunun üzerinden de toplum üyelerinin birbirini anlayamadan uzaklaştıklarını anlatır.

“Nefret Toplumsal Bir Gerçeklik”

Ancak burada dikkat edilmesi gereken husus, nefret duygusu ile nefret toplumu arasında bir farkın olduğudur. Tarihte nefret duygusunun insanın insanlaşma sürecinde tam olarak nasıl ve ne zaman insana bulaştığı şuan için bilinemezdir. Kimilerine göre nefret duygusu insan olmanın temel yönü, kimilerine göreyse sınıflı toplumların açığa çıkmasıyla insanın kazandığı bir duygudur. Marx’ın vurguladığıysa, nefretin bir toplumsal “gerçeklik” olarak hayatın temel noktasına oturduğudur. Tabii ki bu, nefret kavramının kendisini insana dayatmasının sonucu oluşmamıştır. Zaten hiçbir kavram canlı bir varlık olarak insanın karşısına dikilmez. İnsanlar arasındaki üretim ve bölüşüm ilişkilerinin niteliği esasta kavramlara hayat verirler. İnsanların aralarındaki ilişkilerin niteliğinin kavramlara hayat vermesinin sonucu, kavramların insan ilişkilerinin yönetiyormuş gibi gözükmesi ve insanların bunun nedenlerini anlayamamasını beraberinde getirir. Bu, insan denilen varlık halinin büyük talihsizliklerinden yalnızca bir tanesini teşekkül ettirir. Kısacası olan şudur; insanlar arasındaki ilişkiler, kavramları doğururlar ve sonrasındaysa kavramlar onları yönetirler.

Marx’ın belirttiği noktaya tekrar dönecek olursak, kapitalizmle birlikte insan toplumu geri dönüşümsüz olarak gelişmiş ve ilerlemiştir. Büyük bir talihsizlikle bu gelişme ve ilerleme, insani bilginin ve insanlık değerlerinin büyümesi noktasında insan toplumunu geliştirmemiştir. Aksine, gelişme ve ilerleme kavramları ve ritüelleri insan toplumunun ileriye dönük farklılaşmasını engellemiştir. Çünkü kapitalizmin doğrudan varettiği nefrettir. Kapitalizm bir nefret toplumudur. Nefret toplumu olan kapitalizmin açığa çıkaracağıysa gayet basittir, birbirlerinden nefret eden insancıklar…

Cristiano Ronaldo; Nefret Toplumundaki Aktörlerden Yalnızca Bir Tanesi

Kapitalizmin insana verdiği sınırsız hayvani büyüme, koşulsuz bir nefret toplumunu ortaya çıkarırken; nefret toplumunun üyeleri, sistemle ne kadar daha fazla bütünleşirlerse, o kadar daha fazla o toplumun değerlerini kendilerine rehber eylerler. Bu kaçınılmazlık halinin pek çok örneği bulunur. Günümüz futbolunun “en” büyük iki futbolcusundan biri olarak gösterilen Cristiano Ronaldo bu örneklerden yalnızca birisidir. Cristiano Ronaldo ’nun bir demecinde, “Gerçekte benden nefret edenlere ihtiyacım var. Başarıma ve tüm başarılarıma yardımcı oldular” şeklinde bir açıklama yaptığını kaydederek şunu belirtelim: Ronaldo’nun bu açıklaması gayet “doğrudur”. Çünkü Ronaldo çapında ve klasında bir futbolcunun bedensel ve duygusal yaşam varlığını hissetmesi, nefret edilen pozisyonunda olmasıyla bağlantılıdır. Bu, Cristiano Ronaldo ile ilgili bir durum da değildir. Ronaldo ve benzerleri böylesi bir görünenin sadece kurbanlarıdırlar. Kaçınılmazlık hali, bu kişileri ve diğerlerini sürekli içerisine çekerek yaşamda bir yere konumlandırıyor.

Cristiano Ronaldo

Cristiano Ronaldo

İşin Cristiano Ronaldo ve büyük büyük paralar kazanan diğer başrol oyuncularının haricinde üzücü tarafıysa, bu paralara imrenerek bakan büyük çoğunluğun hemen hepsinin nefret toplumunun başlıca aktörlerinin palyaço kılığındaki bu tarz konuşmalarını anlamaya yönelik çabaları ve bunları alkışlamalarıdır. Böylece, nefret toplumunun gelişerek ilerlemesi kaçınılmaz olarak doğallaştırıyor. Bu da giderek daha fazla oranda, nefret toplumunun aynı zamanda bir kimliksizleşmiş alıklar toplumunu yaratmasına neden oluyor.

Nefret

Doğallığında nefret edenlere ihtiyacı olan toplum üyelerinin, kendilerini boy aynasında dev görmelerinin gereksinimine alıklaşmış insanlar alkış çalıyorlar. Birilerinin nefret edilen pozisyonda olmasının mutluluk hazzı, büyük çoğunluğun nefret edilen pozisyondakinin yaşam kırıntılarından beslenmesidir. Nefret edilenler, bu nedenle nefret toplumunun birer tanrılarıdırlar. Çoğunluk olanlarsa onların yaşamlarının kırıntılarından beslenebilme umudunu bile kaybetmiş olanlardır.

Son günlerde spor ve magazin dünyasının gündemini yoğun bir biçimde etkileyen bir haberimiz var size. Cristiano Ronaldo ‘nun başını yakacak tecavüz belgeleri yayınlandı. Bakalım yıldız futbolcu bu iddialardan nasıl kurtulacak?


“Bir önceki, Tatil Sonrası Depresyonundan Çıkmak İçin Neler Yapmalı başlıklı yazımızda tatil dönüşü sendromundan, tatil dönüşü depresyonundan kurtulmak için yapmanız gerekenler yer alıyor.”

Yazar hakkında

Avatar

Tufan Bozkurt

İnsanım ve insana ait olan hiçbir şey bana yabancı değil" yaklaşımından kendisine bir hayat kuran Bozkurt, çok çeşitli alanlardan insan manzaralarını antropoloji, sosyoloji gibi disiplinleri harmanlayarak aktarıyor. Dahası bir azınlık kimliğin iktidarla olan ilişkisini, sinemanın günümüzle bağlantısını, küreselleşmenin etkilerini, modern ile modernitenin dansından doğan postmodern insanın kimliksizliğini anlatıyor. Temel aldığı noktaysa, postmodern anlatılara sıkışmış insanın preslenme halinin şimdiye ait olmadığıdır. Bu preslenme hali şimdiki zamanda yaşayan insanın geçmiş ve gelecek içerisindeki durumunun yalnızca bir vaziyetidir. Bozkurt'a göre, bütünü görebildiğimiz oranda insan yaşamının eksik noktalarını bilince çıkartırız.

Yorum Yap