Yaşam

Eski Ramazan Gelenekleri – I

Ramazan gelenekleri
Avatar

Ramazan ne zaman başlıyor, Ramazan orucu 2018 hangi gün, bu senenin ilk sahuru ne zaman derken nihayet üç ayların sonuncusu, on bir ayın sultanı Ramazan geldi. Sofralara bereket, ağızlara tat, gönüllere muhabbet getirmesini temenni ettiğimiz Ramazan ayını büyük büyük dedelerinden miras alıp bugünlere taşıyan dedelerimiz, ninelerimiz  eski ramazanların güzelliklerini yaşayamamaktan dertli. Büyük sofraları, geniş aileleri, hoş sohbetleri, açın halinden anlamayı, birlik ve beraberliği, eskini mütavazı değerlerini özlüyorlar. İşin ilginç tarafı, o dönemleri yaşayamayan çoğu kimsenin de o günleri özlemesi… Televizyon veya radyo kanallarında, yazılı basında, internette amacını aşan tanıtımların, reklamların yapılmadığı, türlü türlü kampanyaların olmadığı, ihtiyacından fazlasını tüketmenin israf olduğu o dönemlerde orucun göze sokulması, oruç tutmayanın ise ayrıştırılması, hor görülmesi ayıpmış. Oruç zamanı sigara içiyor diye tekme tokat insan dövüldüğü günümüzle bir kıyas yaptığımızda eski ramazanları özlemek olmaz mı hiç…:)

Büyüklerimize, “Ah, nerde o eski ramazanlar… dedirten geleneksel Ramazan günlerine, eskinin güzelliklerine kısa bir zaman yolculuğuna çıkıyoruz. Hazırsanız, arkanıza yaslanın ve dumanı üstünde kallavi Türk kahvesi eşliğinde bu güzel içeriği okuyun…

Geleneksel Ramazan Eğlenceleri

Bir sokak düşünün… Koca koca yapıların yeşil ile olan savaşının henüz başlamadığı, mahallelerde cıvıltıları kuşlarla yarışan çocukların oyun oynadığı, seyyar satıcıların ekmek tekneleriyle sokak sokak dolaştığı, paylaşmanın, dürüstlüğün ve tebessümün değerli olduğu güzel bir sokak burası. Babalar, mahallenin küçük kahvehanesinde iftar öncesi sohbetteyken, anneler mutfakta iftara yetişme telaşında, hummalı bir hazırlığın içinde. Bütün anneler hünerli, eli bol, sevgi dolu… Açık camlardan dışarı enfes kokular yayılıyor.

Sokağın sonundaki köşede fırıncı amcanın sıcacık ramazan pidesinin kokusuna pide kuyruğundaki sabırsız çocukların gülüşmeleri ekleniyor. Kimi topuyla gelmiş, pidesini beklerken oynuyor; kimi sabırsız, bisikletinin kornasını mütemadiyen çalıyor. Çocukları, iftar sonrasındaki geleneksel ramazan eğlencelerin heyecanı sarıyor. Yetişkinler ise iftar sofralarının dost muhabbetiyle daha da zenginleştiği, güzelleştiği bereketli Ramazan ayını birlikte geçirmenin mutluluğunu yaşıyor.

ramazan eğlenceleri

Direklerarası’nda Ramazan

Sofralar kuruluyor, oruçlar açılıyor, elinde avucunda olmayan garipler sevindiriliyor… Oruçlar açıldığına göre şimdi sıra geleneksel Ramazan şenliklerinde… Bütün gün bu anı bekleyen çocuklar anne ve babalarıyla çadır eğlencelerinin yapıldığı yerleri gezmeye başlıyor. Eğlence yerinde arkadaşlarını gören çocuklar bir araya geliyor ve tek tek dolaşmaya başlıyorlar çadır alanını.

Direklerarası

Şehzadebaşı’ndaki Direklerarası, çadır eğlencelerinin yapıldığı yerlerin en canlısı, en şenliklisi. Gölge oyunları, kukla gösterileri, çocukları kendilerine hayran bırakan sihirbazlar, uzun tahta bacaklar, salıncaklar, çember çevirenler… Hepsi iftar sonrası gelenleri eğlendiriyor, memnun ediyor. Mısırcı, pamuk helvacı, salepçi ve macuncu büyüklü küçüklü çadırların arasında dolanıyor. Çadırların birinde fasıl var, diğerinde Hacivat-Karagöz, bir diğerindeyse omzunda mendili, elinde asası ile seyircilerin kuşattığı alanın tam ortasındaki sandalyesinde Meddah bir şeyler anlatıyor. Anlatırken güldürüyor, güldürürken düşündürüyor. Kavuklu ve Pişekar’ın yanlış anlamaları, gülünç hareketleri, belli yerleşim bölgelerine özgü ağız taklitleriyle geçen orta oyununun yapıldığı çadırlardan yayılan kahkahalar, kahvehanelerde ve çayhanelerde nargile, çay ve kahve eşliğindeki erkek muhabbetlerine karışıyor. Sahura kadar devam eden Ramazan eğlenceleri dönüşünde, aynı telaş ve güzellikle geçecek yeni  bir gün için gözler kapanıyor; yastıklarda güzel zaman düşleri…

Direklerarası, 19’uncu yüzyılın ortalarına kadar tiyatro ve sinema başta olmak üzere Sur İçi İstanbul’unun eğlence ve sanat merkeziydi. Seyrek de olsa pehlivan güreşleri ve at cambazlarının gösterileri de olurdu. Özellikle Ramazan aylarında ailelerin vakit geçirdiği Direklerarası’nda tenha geçen gündüz, iftar açıldıktan sonra canlanır, oyunlar, kantolar, eğlenceler, gösteriler geç saatlere kadar sürerdi.

Direklerarası

Belediyelerin bize eski Ramazanları yaşatmak için düzenlediği etkinliklerden sonraki yazılarımda bahsedeceğim. Eski Ramazanları günümüze taşımak ve bizi o dönemin atmosferiyle buluşturmak fikri çok güzel ve heyecan verici. Benim merak ettiğim ise, eskinin horoz şekerinin, pamuk helvasının tadını alabilecek miyiz? Meddahın anlattığına gülerken düşünebilecek miyiz?

Bir önceki Yoğurt Kürü başlıklı yazımızda, yoğurt kürü nedir, sağlıklı yaşam, sağlıklı yaşam için ipuçları  ile ilgili  bilgiler yer alıyor.

Yazar hakkında

Avatar

Gül Demirdaş

Marmara Üniversitesi Radyo, Sinema ve Televizyon Bölümü’nden mezun genç iletişimci; okur, yazar, çizer, araştırır, gezer, keşfeder, paylaşır… Editörlük yapan, bunun yanında şiir ve öykü yazmaktan da kendini alamayan yazar adayı, “Yazmak, en zoru; kimi zamansa en kolayı. Zorluğunda ya da kolaylığında değilim ben işin. Yazarak var oluyorum, hepsi bu” diye özetliyor yazmayı.

Yorum Yap