Yaşam

Filistin İsrail Sorunu

Filistin İsrail Sorunu

Çok şikâyet ediyoruz sevgili okur çok. Bir şeylerin rutininde seyretmesi de sıkıyor bizi rutini bozması da… Bir şeyler değişsin istiyoruz hayatlarımızda, ülkemizde, dünyamızda. Öyle çok istiyoruz ki bunu, genzimizi yakıyor inancımızın acı gerçeği. Sonra ne mi oluyor? Kılımızı bile kıpırdatmıyoruz. Dünyayı hatta kendimizi değiştirebilecek güce sahipken usulca, sessizce en başa dönüyoruz. Galiba bizler gözlerimizi kapamayı daha çok seviyoruz. Etliye sütlüye dokunmamanın verdiği aşağılık huzuru, sahte mutlulukları, dünyanın acı gerçekleriyle yüzleşmeye tercih ediyoruz. Ne yaparsak yapalım, nereye kaçarsak kaçalım uzaklaşacağımız yer yine kendimiz olacağız. Gözlerimizi kapayarak, kulaklarımızı tıkayarak olacaklardan kaçamayız. Sol yanımızdaki cevher kuruduğunda bitecektir her şey.  Henüz kalbi kurumayanların, insanı en yüce değer olarak görenlerin gözü kulağı Filistin’de şimdi. Siyonist İsrail işgali altındaki Filistin topraklarında kan ve gözyaşı hüküm sürmeye devam ediyor. Bölgede yakın tarihte yaşananlara, İsrail ile Filistin arasındaki kanlı mücadeleye, Arap topraklarının önemli bir bölümünü işgal ederek buraya yerleşen Batı ve Avrupa destekli İsrail’in sert-acımasız politikalarına, Filistin İsrail meselesine göz atalım sevgili okur.

Filistin’in İşgalinde İngiltere’ nin Rolü

Filistin topraklarını işgaliyle ilgili ilk bilgiler için 1947 yılı temel alınsa da işin aslı tam olarak öyle değil. İsraillilerin Filistin topraklarına olan göçleri 1917 yılından sonra başlamıştır. Peki, bu tarihte ne oldu? 1917 yılında Balfour Deklarasyonu imzalandı ve bu belge İsrail Devletinin kurulmasıyla sonuçlanan bir girişimin başlangıcı oldu. Bu belgede İngiliz bakan Arthur Balfour’ un Filistin’de bir Yahudi devleti kurulması yönünde Siyonistlerin tüm imkânlar çerçevesinde destekleneceğinin notu yer alıyordu. 1922’de Milletler Cemiyeti Filistin’de bir İngiliz manda yönetimi kurulmasını onayladı. Bu tarihten 9 yıl sonra 1931 yılında Kudüs Müftüsü Hacı Emin el Hüseyni’nin çabalarıyla Kudüs’te ‘İslam Genel Kongresi’ düzenlendi ve Filistin lehine alınan kararlar protesto edildi.

 

İsrail Filistin

Kanlı Olaylar Art Arda Yaşanmaya Başladı

1929 yılında Ağlama Duvarı’nın temelini oluşturduğu sorunlardan dolayı Yahudiler ve Müslümanlara arasında şiddetli çatışmalar yaşandı ve 116 Arap ile 130 Yahudi hayatını kaybetti. Yine aynı yılın Ağustos ayında 67 Yahudi öldürüldü. 1936 – 1939 yılları arasında Yahudi göçünü protesto eden gösterilerde İngiltere askerleri tarafından binlerce Arap katledildi.

Ve İsrail, Bağımsızlığını İlan Ediyor…

14 Mayıs 1948 tarihinde İsrail, Filistin toprakları üzerinde bağımsızlığını ilan etti. Filistin 15 Mayıs’ı Felaket Günü (El -Nakba) ilan etti. Çünkü 750 bin Filistinli, topraklarını terk etmek zorunda bırakıldı, sürüldü. İsrail’in bağımsızlığını ilan ettiği yılın sonunda Filistin Devleti’nin Arap komşuları İsrail’i haritadan silmek için bir savaş başlattılar ancak başarılı olamadılar.

ABD Büyükelçilik

Filistin İsrail

İsrail Yenilgisi Arap Dünyasını Karıştırdı

Yeni kurulan İsrail Devletine karşı alınan yenilgi, Arap dünyasında büyük bir infiale neden oldu, bu yenilgi ve sonrasında yaşananlar, bahsi geçen bölgede günümüze kadar gelen sorunların temel çıkış noktalarından birini oluşturdu.

1949’da Ateşkes İlan Edildi

Aarap devletleri ile İsrail arasında ateşkes ilan edildi ve İsrail daha önce paylaştırılmış olan topraklardan daha fazlasına sahip oldu.

Altı Gün Savaşı ve Yıpratma Savaşı

1967 yılında Suriye, Mısır ve Ürdün’e saldıran İsrail bu devletlerden önemli sayılabilecek birçok noktayı aldı. Suriye’den Golan Tepeleri’ni, Mısır’dan Sina Yarımadası’nı, Ürdün’den Doğu Kudüs ve Batı Şeria’yı alan İsrail, Gazze Şeridi’ndeki yerleşimci ve işgalci programını da devreye sokmuş oldu. Mısır, kaybettiği toprakları yeniden kazanmak için ateşkesi tanımadığını belirterek İsrail’e karşı Yıpratma Savaşı’nı başlattı. Ancak mücadelenin çok zayıf kaldığı bu harekâtta başarısız olundu ve sınırlar değişmedi.

Filistin Davası’nın Sembol İsmi Yaser Arafat Sahneye Çıkıyor

Filistin İsrail meselesi Yaser Arafat döneminde bambaşka bir noktaya taşınıyor. Yaser Arafat, kendisini Filistin’in özgürlük davasına adamış, İsrail’in bağımsızlığını ilan ettiği yıllarda, cevval bir Arap genci olarak bölgeye silah sokmuş, verilen kanlı mücadelenin bizatihi içerisinde olmuş bir isim olarak Filistin Kurtuluş Örgütü’nün başına geçti ve bu harekâtın lideri oldu. Akıllı ve mücadeleci kişiliğiyle Filistin davası Yaser Arafat’la özdeşleşmiş oldu. Arafat’ın izlemiş olduğu politika insancıl temellere dayanıyordu ve savaş son çare olarak görülüyordu. Birleşmiş Milletler toplantısındaki şu sözleri hala hafızalarımızda; “Elimde bir zeytin dalı ve bir özgürlük savaşçısının silahını taşıyorum. Zeytin dalının elimden düşmesine izin vermeyin.”

Yaser Arafat

1979 İsrail – Mısır Barışı

Mısır Cumhurbaşkanı Enver Sedat, dünyayı şaşkına çeviren bir girişimde bulundu, 1977’de İsrail’e gitti. Bu girişim Arap devletlerinin büyük tepkisini çekti. Enver Sedat, İsrail’i tanıyan ilk Arap lider oldu. Bu ziyaretten 2 yıl sonra İsrail ile Mısır arasında Camp David anlaşması imzalandı. Orta Doğu’da sözde barışın çerçevesinin çizildiği ve Sina Yarımadasının Mısır’a geri verildiği bu anlaşmada, Filistinlilere de sınırlı özgürlük tanınıyordu.  Mısır’ın başına buyruk hareketlerle bu tarz girişimlerde bulunması, Arap Devletleri tarafından boykota uğradı. 1981 yılında da Enver Sedat, kendi ordusundaki İslamcı unsurlar tarafından öldürüldü.

Filistin İsrail

Filistin İsrail

Kudüs’ün Başkent İlan Edilmesi ve Sonrasında Yaşananlar

1980 yılında İsrail Kudüs’ü başkent ilan etti. İsrail Devleti’nin bu kararı Birleşmiş Milletler Genel Kurulunca (BMGK) tanınmadı. Kudüs’ün işgaline karşı Birinci İntifada 1987 yılında Gazze Şeridi’nde başladı. Bu başkaldırıya İsrail’in tepkisi çok sert oldu. 1993 yılına geldiğimizde, Filistin Halk Kurtuluş Örgütü (FKO) VE İsrail Başbakanı Oslo Anlaşması’nı imzalayarak karşılıklı olarak birbirlerini tanımış oldular.

işgal

Filistin İsrail Meselesinde 2000’li Yıllar

İsrail Başbakanı Ariel Şaron’un yönetimindeki Siyonist rejimin Mescid-i Aksa’ya baskın düzenlemesi Orta Doğu’da başlayacak büyük olayların bir diğer kıvılcımı oldu. 2002 yılında, İsrail, Batı Şeria’yı Doğu Kudüs’ten ayıran 760 kilometrelik “Utanç Duvarı” olarak tabir edilen noktanın inşasına başladı ve İsrail, 2003 yılından itibaren Yahudi yerleşimcileri, Mescid-i Aksa’nın avlusuna almaya ve zaman zaman Müslümanların girişlerine yaş sınırlaması getirmeye başladı. 2006 yılına geldiğimizde Gazze Kenti İsrail tarafından ablukaya alınmıştı. Bu acımasız harekâtla Gazze dünyanın en büyük “açık hava hapishanesi” olarak akıllarımıza kazındı. 2016 yılında, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu (BMGK) İsrail’in Filistin topraklarında kanun dışı tüm işgal ve yerleşim faaliyetlerini durdurmasını talep etti.

İsrail İşgali

ABD’nin Kudüs’ü İsrail’in Başkenti Olarak Tanıması

2017 yılına geldiğimizde, ABD Başkanı Trump, Orta Doğuyu hareketlendirecek, yüzlerce kişinin ölümüne, binlerce kişinin yaralanmasına yol açacak bir karara imza atıyor. Dünyanın en eski şehirlerinden biri olan, Müslümanların önemli dini merkezlerinden biri olarak kabul edilen ve Filistin’in başkenti diye bilinen bu şehir ABD tarafından İsrail’in başkenti olarak kabul edildi. Bu karardan bir yıl sonra 2018’de ABD Tel Aviv’deki büyükelçiliğini Kudüs’e taşıdı. Bu kararın uygulanmasının ardından Filistin topraklarındaki gözyaşı daha güçlü akmaya, mücadele daha da şiddetlenmeye başladı.

Filistin İsrail

Filistinlilerin Protesto Eylemleri

Ebu Süreyya

ABD’nin İsrail’deki büyükelçilik binasını Kudüs’ e taşıması kararı ve sonrasında Filistinliler protesto eylemleri düzenledi. Gazze sınırında yaşanan olaylar sırasında en az 55 Filistinli, İsrail güçlerinin müdahalesiyle katledildi. Aynı olaylar sırasında 3 bine yakın Filistinli de yaralandı. İsrail’in bu zulmüne karşı birçok ülke kınama mesajı yayınladı ve İsrail’in bu tutumunu bir an evvel terk etmesi gerektiğinin altını çizdi.

Aslı Tohumcu, “İnsan zamanın çoğunda niyet ettiğinden başka şeyler yapmak ve yaşamak zorunda kalır.” der. Dünyada olup bitenlere gözümüzü, kulağımızı kapamaktan, etrafımıza yalancı gülücükler atmaktan sıkılmadık mı sevgili okur? Yorulmadık mı insanı insan yapan değerlerden koşar adımlarla kaçmaktan?

Sitemizin yaşam kategorisinde yer alan Cristiano Ronaldo : Gönülleri Fetheden Futbolcu başlıklı yazımızda, Filistin halkına desteğini açıkça belirten  Real Madrid’in yıldızı, Portekizli yıldız Ronaldo ile ilgili ilginç bilgilere ulaşabilirsiniz.

Bir önceki Kemal Tahir Bozkırdaki Çekirdek Romanı başlıklı yazımızda, Kemal Tahir romanları, Kemal Tahir eserleri, köy enstitüleri ile ilgili bilgiler yer alıyor.

Yazar hakkında

Avatar

Ebulfez Demirdaş

Çocukluğundan beri hayalini kurduğu gazeteciliği, kendi deyimiyle gastecilik eğitimini Marmara Üniversite’sinde tamamlayan yazar, Küresel Şehirler ve İstanbul Araştırmaları bölümünde yüksek lisans eğitimine devam ediyor. Tam bir İstanbul âşığı olan yazar, sık sık seyahat ederek yeni yerler keşfetmeyi ve gezdiği yerleri fotoğraflamayı, yeni şeyler öğrenmeyi çok seviyor.

Yorum Yap