Kültür Sanat

Goran Bregoviç Kimdir

Avatar

Balkanlardan gelen soğuk hava dalgasını yumuşatacak sımsıcak ve rengarenk bir isim Goran Bregoviç ile tanıştırayım sizi. Kendisi, birbirinden çok farklı enstrümanın aynı ezgide buluştuğu çok sesli Balkan müziğinin en sempatik yüzü. Her zamanki beyaz takım elbisesiyle onu sahnede gördüğüm o akşam, zaman biraz ağırdan almış, beyaz hareketleri yavaşlamış ve alnına düşen saçları, müzikten çok önce, daha seyirciyi selamlarken, rüzgârı da yanına alarak dansa başlamıştı bile. Harika bir dinletinin bizi beklediğine ne şüpheydi…

Kendini çağdaş bir besteci olarak tanıtıyor Goran Bregoviç. O da biliyor ki, çağdaş Balkan besteciler hep biraz farklı: Karnaval ruhunu iliklerimize işlemek gibi bir meziyete sahipler. Dibine kadar kedere battığımızda, serçe parmağımızdan tutup bir bütün olarak hayata dâhil ederler bizi. Kaldığımız yerden devam ederiz ya da yeni bir yol buluruz. Her şeye rağmen devam ediyorsa hayat, o halde biraz neşelenmeli ve yaşamalı; tabii, hayatın içgüdüsel müziğine karşı konulmaz bir dans etme arzusuyla…

Çingene Sinemasının Ruha Dokunan Müziklerinin Yaratıcısı

Balkanların neşeli çocuğu Goran’ın müziğinde coşku da hüzün de üst seviyede. Çocukken keman ile olan sınavını geçemeyen Goran; kabullenmeyen, hep bir arayış içinde olan ve hayatın rutinine çelme takma kabiliyetine sahip yapısıyla, 20’li yaşlarında bir grubun gitaristi olmayı başarıyor. Bunda, öğrencilik yıllarında annesinin aldığı gitar kadar, jazz ve rock karışımı özgürlükçü pop müzikle tanışmasının da etkisi oluyor. Biz, onu ilk müzikal başarısı olan Bijelo Dugme (Beyaz Düğme) müzik grubuyla değil, yaptığı çingene film müzikleriyle tanıdık. O, Altın Palmiye’yi iki kere kucaklayan, her sinemaseverin yaşaması gereken bir deneyim olan Emir Kusturica’nın çingene sinemasının ruha dokunan müziklerinin yaratıcısıdır: Çingeneler Zamanı,  Arizona Rüyası (Arizona Dream), eski Yugoslavya’yı anlatan ödüllü film Yeraltı (Underground) ve diğerleri… Bazen mizansenin bazen de müziklerin ön planda olduğu filmlerde, hayat ile müziğin nasıl da iç içe geçtiğini izleriz. Çoğu zaman baş kahraman olan müzik; üzülür, sevinir, kızar, heyecanlanır, öfkelenir, sevdalanır… İnsanı en bilindik yerlerinden yakalar: Zaaflarından ve içine bir yere gömdüğü o küçük aydınlıklarından. Yaşar, hem de en uç noktalarda…

Goran Bregoviç Müziği

Hayatın İçinden Gelen Müzik

Babası Katolik bir Hırvat, annesi Ortodoks bir Sırp ve eşi Bosnalı bir Müslüman. Bregoviç müziğinin ruhunu, işte bu çok kimlikli coğrafyanın ta kendisi şekillendiriyor. Renkli ve aynı anda tezat duyguları büyük bir coşku ve dışa vurumla yaşamanın doygunluğuyla ve yüzünüze yapışıp kalan bir tebessümle çıkarsınız onun dinletisinden. Orada duyduğunuz, dinlediğiniz her şey, sanki hayatın içinden öylece çıkıp gelmiş, hiçbir müdahaleye uğramamış sesler bütünüdür. Evin, sokağın, denizin, ormanın, gökyüzünün, kısaca kendi kurgusunda ilerleyen yaşamın özgün dili, sahnede aşka gelir ve başlar söylemeye. Bu eşsiz besteyi paylaşmak için seçilmiş olduğunu düşündüğüm Balkanların coşkulu ruhu Bregoviç’in sahnedeyken yaşadığı mutluluğun, bulaşıcı olmak gibi bir özelliği var. Ne olursa olsun, son tahlilde, oradan mutlu çıkarsınız. Ayinin tüm kurallarına riayet eden bir Mevlevi gibi aşka gelip zikreder, gönül ve beden rahatlığıyla evinizin yolunu tutarsınız. Ve iyi ki dersiniz. Hayatınızdaki tüm keşkeleri kıskandırırcasına, iyi ki dersiniz. İyi ki bu gün buraya geldim ve en ilkel halimle dans ettim. İşte o akşam, ben oynadıkça içimde bir yerlere gömdüğüm aydınlıklar göz kırptı. Beyaz elbiseli adam, ayağıyla tuttuğu tempo ile selamladı onları.

Yerelden genele oradan da sonsuza açılan Bregoviç müziğinin oluşturduğu ortak dil ne diyor, kulak vermekte fayda var: “Hayat ancak çıldırarak sürdürülebilir. Delirmiyorsanız, normal değilsiniz.” Haklılık payı var gibi düşünürken, Halil Cibran fısıldıyor kulağıma: “Çünkü o zaman, hem özgürlüğü hem de güvenliği bulmuş olacağız.”

 

Zaman zaman konser için Türkiye’ye yolu düşen Goran Bregoviç, 1997 yılının Aralık ayında, Sezen Aksu ile ortak bir çalışma yapar ve ortaya “Düğün ve Cenaze” adlı bir albüm çıkar. Özellikle ülke dışında ses getiren albüm, Bregoviç müziğine eklenen Sezen yorumuyla, tadı damakta bırakan bir müzik ziyafeti sunar. Bregoviç şarkılarını, Oya- Bora ve Candan Erçetin’in Türkçe sözleriyle dinlemek de ayrı güzel. Sanırım biz, Bregoviç müziğinin her halini seviyoruz…😍

Yazar hakkında

Avatar

Gül Demirdaş

Marmara Üniversitesi Radyo, Sinema ve Televizyon Bölümü’nden mezun genç iletişimci; okur, yazar, çizer, araştırır, gezer, keşfeder, paylaşır… Editörlük yapan, bunun yanında şiir ve öykü yazmaktan da kendini alamayan yazar adayı, “Yazmak, en zoru; kimi zamansa en kolayı. Zorluğunda ya da kolaylığında değilim ben işin. Yazarak var oluyorum, hepsi bu” diye özetliyor yazmayı.

Yorum Yap