Kültür Sanat

Mekanik Saatler Zamanın Zembereği

mekanik saat
Avatar

Geçmişin ağırbaşlı ve mütevazı selamını günümüze taşıyan mekanik saatler kendilerine has geleneklerini hâlen sürdürüyor. Zembereği boşalıncaya kadar çalışan mekanik saatleri her gün yeniden kurma ritüeli akıp giden zamanı göstermekten ziyade yaşamın anlardan oluştuğu gerçeğini bize her gün tekrar hatırlatıyor.

Zamana hükmetme gayesi insanoğlunu farklı icatlara, keşiflere yöneltti. Zaman içindeki yolculuğumuz gölge saatlerini ölçen güneş saatleriyle başlayıp farklı türlerin günlük hayatımıza dâhil olmasıyla devam etti. Zamanı yaklaşık olarak değil, doğru bilme arayışının ortaya çıkardığı ihtiyaç, mekanik saatleri doğurdu. Pilli ve dijital saatler kullanılmadan çok daha önce hayatımıza giren kurmalı saatler şimdilerde bize zamanın çok gerisinde gibi gelseler de zamanın tılsımını zembereğinde saklayan bu saatler kıymetini koruyor. Çokça meraklısı bulunan mekanik saatler, hâlâ zamanı ölçen en güzel ve kıymettar enstrümanlardan…

zemberek

Mekanik saat her şeyden önce bir kültüre sahip. Günümüz dijital saatlerinde olmayan bir ritüeli var. Her gün zemberek yayı gerilerek kurulan ve zembereği boşalıncaya kadar çalışan bu saatler ertesi gün tekrar kurulur ve bir sonraki gün yine… 1980’li yıllarda hayatımıza giren elektronik saatler günlük hayatta yaygın olarak kullanılsa da mekanik saate gönül verenler için onun tik taklarını duymak hiçbir şeye benzemiyor.

Galatasaray’da küçük bir dükkânda 105 senelik aile mesleğini devam ettiren mekanik saat tamircisi Yusuf Önal, bu işin üstadı Recep Gürgen’in yeğeni. Önal’ın şirin dükkânı zamanın sonsuzluğuna tezat bir şekilde küçük ve sınırlı. Kapitalizmle birlikte ortaya çıkan mesai olgusuyla saatin, ihtiyacı artan bir araç olduğunu söyleyen Önal ile mekanik saatlerin dünyasını konuştuk.

Mekanik Saat Tamiri İstanbul

42 yıldır saat tamir eden Yusuf Önal, mekanik saat tamirciliği serüvenini anlatırken, işini bile isteye seçtiğini ve yaptığı işi çok sevdiğini söylüyor.

“Saatçilik bizde aile mesleği, 1913 yılında başlamış. Büyük dayım, sonra Recep dayım ve ben. Ben üçüncü kuşağım. Benden sonrası da var tabii. Bugün sülalemizde saat tamiri zanaatıyla uğraşan yaklaşık 20 kişi var. 1976’da 13 yaşımdayken başladığım saat tamirciliğinde bugün 42 yılımı doldurdum. Önce dayımın yanında başladım, beş yıl kadar onun yanında çalıştım ve daha sonra piyasaya çıktım çeşitli firmalarda çalıştım. Burada dükkân açalı yaklaşık beş yıl oldu. Öncesinde Bakırköy’deydim, ondan önce Üsküdar, Eminönü ve Sirkeci… İstanbul’u dolaştım diyebilirim.”

Önal, mekanik saatlerin çalışma mantığının insan vücudunun çalışma sisteminden ilham alınarak yapıldığını anlatıyor.

 “Saat tamirciliğine mekanik saatleri tamir ederek başladım ama quartz sistem kategorisine giren saatler de tamir ediyorum. Elektronik çalışma sistemi olan bu saatler pille çalışır. Tıpkı mekanik saatler gibi çarklıdırlar ama zemberek ve tulumbaları yoktur. Mekanik saatler insan vücudunun çalışma sisteminden örnek alınarak yapılmıştır. Bu saatlerin içinde bir zemberek çelik yay vardır. Zemberek, mekanik saatte güç kaynağıdır. Zembereğin, tulumba diye tabir ettiğimiz bir yayın içine sardığımız kutusu vardır. Bunu kurduğumuz zaman bu işlem ters baskı yaparak güç verir. Bu durumu, tıpkı kan basıncının nabzı dengelemesi gibi düşünebilirsiniz. İnsan vücudunun dengede olması durumu mekanik saatlerde de geçerlidir.

mekanik saat tamiri

“Sistemdeki Aksaklık Bizi Zamanın Gerisinde Bırakır”

Yan çark, çelik çark, saniye çarkı, maşa ve balans çarkı vardır. Balansın dönmesiyle pandül diye tabir ettiğimiz yuvarlak, ince çelik teller (hava çeliği) havanın basıncına göre ileri veya geri gider. Önemli bir ayrıntı; balansta belli bir ağırlık sistemi vardır. Bu ağırlık sisteminin dengede olması gerek ki milimetrik bir ayar alabilelim. Bu sistemin herhangi bir yerindeki eksiklik saatte soruna neden olur. Sistemdeki aksaklık bizi zamanın gerisinde bırakır.”

Saatin parçalarının sökülüp muhafaza edildiği kutuyu gösteren Önal, bu parçaların özel bir makineyle iki saat boyunca temizlendiğinden ve daha sonra yağlanıp montajının yapıldığından bahsediyor.

 “Bir makine ile bu gördüğünüz parçalardan her biri önce güzelce temizlenir. Saatin temizleme maddesi benzindir. Önceden her saatçi dükkânı benzin kokardı ama artık bu koku çok yoğun değil; çünkü şimdilerde pilli ve dijital saatler çoğunlukta. Temizleme işleminden sonra parçaların montajı yapılıp yağlanır. Yağlama kısmı önemlidir; çünkü böylece parçaların belli bir ısıda kalması sağlanır.

“Tamiri Olmayan Mekanik Saat Yoktur!”

Mekanik saatte her daim hatayı, arızayı doğru zamanda ve doğru şekilde bulabilmek gerekir ki başarılı olalım. Aslında bunu bir satranç oyunu gibi düşünebilirsiniz. Yanlış hamle yapma şansınız yok. Hamle yapmadan önce iyice düşünüp karar verecek ve sonra bir kere hamle yapacaksınız. Aksi hâlde saati çöpe atarsınız. Saatin ömrünün daha uzun olması için saat bozulmasa bile bu revizyonun yapılması gerekir. Kendi vücudumuzdan pay biçelim; rutin kontrollerimizi yaptırmadığımızda nasıl ki hastalıklar bir anda çıkıyorsa, mekanik saatte de durum böyledir.

Tamiri olmayan mekanik saat yoktur, biz saat tamircileri bunu biliriz. Bir saatin tamirinin imkânsız olması için o saatin hurda olması gerekir. Bir tabiatı vardır saatin, tıpkı insanlar gibi. Düzenli bakım yapılmazsa ömrü kısa olur; çünkü oksijenle temas eden her şey ölmeye mahkumdur.”

mekanik saatlerle ilgili bilgiler

Kurmalı saatlerin zembereğinin kurulmadan 36 saat çalışabileceğini belirten Yusuf Önal, saatlerin yaşları hakkında nasıl fikir yürüttüklerini ve eskiden üretim zamanlarıyla ilgili daha net bilgiye sahip olduklarını şöyle anlatıyor.

“Kurmalı diye tabir ettiğimiz mekanik saatlerin zembereğini kurmazsanız 36 saat boyunca yani 1,5 gün çalışır. Biz müşterilerimize saatlerini 24 saatte bir kurmalarını değil, akşam yatmadan yatmaya kurmalarını tavsiye diyoruz; çünkü herkesin yatma saati değişkenlik gösterebilir. Elektronik diye tabir ettiğimiz kinetik enerjili saatlerde ise ortalama 24-30 saatlik rezerv süresi vardır. Akşam yatıp kolunuzdan çıkardığınızda ve sabah tekrar taktığınızda problem olmaz. Bu saatler hareketin de etkisiyle boş olan zembereği doldurur, dolu olan zembereği ise sabit tutar.

Dijital saatlerde ise böyle bir durum zaten yok. Bizim ustalık alanımıza girmiyor, onlar farklı bir dal. Aslında bu saatler tamamen tüketime yönelik, zanaatla pek bir ilgisi yok. Bozulduğunda yenisini alıyorsunuz. Mekanikte ise en azından yeni baştan bir çark yapılabiliyor. Yani, saati tekrar eski hâline getirme imkânınız var.

“Eskiden Evlerde Bir Saat Olur, Kim Dışarı Çıksa O Saatle Gider Gelirdi”

Mekanik saatlerin net imalatını eskiden çok daha iyi bilirdik; çünkü o zamanlarda modeller bu kadar sık değişmezdi. Bir model üretilir ve senelerce aynı model üretilmeye devam ederdi. Şimdi ise tüketim hızı çok yüksek. Eskiden evlerde bir saat olurdu ve kim dışarı çıksa o saatle gider gelirdi.

Saatin makinesinden saatin yaşı hakkında tahminde bulunulabilir. Çalışma sistemlerinin farklılığından tahmin yürütebilir. Mesela, 1800’lerde cep saatleriyle başlayan süreçte üretilen saatler ile 1920’lerde üretilen saatlerin ayarlama sistemleri farklıdır. Şimdi kurma kollarıyla ayar yapabiliyorken, o zamanlar bir düğme yardımıyla yapılırdı. Düğmeye manuel şekilde basılıp iç kısımdaki yaylı sitem ayarlanırdı. Bunların yanında anahtar kurmalı sistem de vardı. Zamanla teknoloji ilerledikçe günümüz saatleri tabii daha da gelişti. Bilhassa kol saatlerinde ortalama 48 ila 72 saat rezervli saatler üretildi, günümüzde mevcut olan bu saatler hâlâ kullanılıyor.

mekanik saat nedir

“Mekanik Saat Dışında Saat Kullanılmamasını Tavsiye Ediyorum”

Türkiye’de saat aksamıyla ilgili hiçbir üretim yok. 1980’li yıllarda bir miktar saat mikası, camı burada yapıldı. Ama 1984-85’lerden sonra o zamanki iktidarların tutumu, Çin’in ucuz baskısı, KDV’nin çıkması ve her şeyin elektroniğe dönmesiyle mekanik saatler bir anda piyasadan kaldırıldı.

Mekanik saatler yaklaşık 5-10 senedir insanların kollarında, 2000’lerle birlikte tekrar piyasada ön plana çıktılar. Bunun sebebi elektronik saat pilleri. Bu pillerin çevreye zararı o kadar çok ki… Aslında ben insanlara mekanik saat dışına saat kullanmamalarını tavsiye ediyorum. Bugün 8 milyar insan var ve bu insanlar saat kullanıyor. 5 milyarının pilli saat kullandığını varsayarsak, yılda sadece 5 milyar saat pilinin çevreye ciddi zarar verdiğini söyleyebiliriz. Ne kadar büyük bir çevre kirliliğine sebep olduğunu bir hayal edin.”

Mekanik saat tamircilerinin zeki insanlar olduğunu, konsantrasyonlarını kolay kaybetmeme özelliklerine sahip olduğunu söyleyen Önal, bu zanaatın her şeyden önce sabır gerektirdiğini aktarıyor.

 “Bu zanaat sabır gerektiriyor ve biz sabrımızı çok iyi kullanıyoruz. Dolayısıyla asabi yanımızı her sabah öldürüyoruz. Kendimize telkinde bulunuyoruz; bugün sakin olacaksın, sabrını koruyacaksın, diyoruz.  Böylelikle sebat, zaman içinde bizim felsefemiz oluyor. Sadece saat tamir etmiyoruz, insanla uğraşıyoruz. Elimdeki işe tam konsantre olmuşken, müşteri geliyor ve bölünüyorum. Kafamı kaldırıp müşteriyle ilgilendikten sonra bıraktığım noktaya geri dönüyor ve devam ediyorum. Konsantrasyonumuzu sabit tutma gibi bir özelliğimiz var. Biz saat tamircileri konsantrasyonumuzu kolay kolay kaybeden insanlar değilizdir.

“Tünel’den Taksim’e Kadar 38 Saatçi Vardı”

Eskiden Tünel’den Taksim’e kadar 38 tane saat tamircisi vardı burada. Şu an sadece dört kişiyiz, ne yazık. Ülkenin katma değerine katkı sağlayan tamirciler, tamir ederek o şeyin yenisi almaktan kurtarıyor ülkeyi. Bizim sıkıntımız eskiyi tamir etmemek ve çok çabuk tüketmek.

Mekanik saat tamir ustası

“42 Senelik Bir Usta Olarak Bildiklerimi Aktarmaya Hazırım”

Bugün Çin’de saat sanayisinde 50 milyon insan çalışıyor. Saatin pimi, camı, akrebi, yelkovanı, vidası hepsi farklı yerlerde üretilip bir yerde montaj ediliyor. Bunların her biri de ayrı para kazanıyor. Son dönemlerde içinde bulunduğumuz ekonomik durumla birlikte yavaş yavaş yerli saat kayışı üretmeye başladık. Mali açıdan elbette arada ciddi oranda fark var. Üstelik yerli kayışın kalitesi çok daha iyi, sadece makyajı biraz eksik.

Bundan bir-iki yıl kadar önce bir saatçilik okulu projesi vardı. Bursa İnegöl’de bir saatçilik okulu açılacak ve bütçesi devlet tarafından karşılanacaktı. Ancak konuyla ilgili herhangi bir gelişme yok; bizi yöneten büyüklerimizden bu işe önayak olmalarını istiyoruz. Böyle bir okul kurulursa, 42 senelik bir usta olarak bildiklerimi aktarmaya hazırım.”


Sizleri bir önceki “Her Kadının Dolabında Olması Gereken Parçalar” başlıklı içeriğimizde,  beyaz gömlek, siyah pantolon, jean pantolon ve daha pek çok şeyi sizler için yazdık. Mutlaka göz atın.

Yazar hakkında

Avatar

Gül Demirdaş

Marmara Üniversitesi Radyo, Sinema ve Televizyon Bölümü’nden mezun genç iletişimci; okur, yazar, çizer, araştırır, gezer, keşfeder, paylaşır… Editörlük yapan, bunun yanında şiir ve öykü yazmaktan da kendini alamayan yazar adayı, “Yazmak, en zoru; kimi zamansa en kolayı. Zorluğunda ya da kolaylığında değilim ben işin. Yazarak var oluyorum, hepsi bu” diye özetliyor yazmayı.

Yorum Yap