Kültür Sanat

Mutlaka İzlenmesi Gereken 10 Yerli Film

yerli filmler
Avatar

İzlediğim bazı yerli filmler var ki, çarpıcı replikleri mıh gibi aklımdadır. Mesela, Yılmaz Güney’in Arkadaş filmindeki, “insan tükenmez arkadaş!” repliği ya da Yeraltı’nda geçen “Ben neden böyleyim acaba? Değerli olanın farkına vardıkça neden bataklığıma daha çok gömülüyorum?” sorusu… Öz ve aynı zamanda derin olan bu gibi replikler izleyiciyi en hassas yerinden yakalıyor. Var olma ve var olma çelişkisine işaret eden filmler kimi zaman yol haritamız oluyor kimi zaman da yolun ta kendisi…

İnsana ve hayata dair hikâyeleri olan yerli filmler listenize eklemeniz için 10 yerli filmi sizin için derledim.  Sizin repliğiniz hangisi sevgili okur? Keyifli okumalar…

1. Köşeyi Dönen Adam (Atıf Yılmaz, 1978)

Köşeyi dönen adam

Yerli filmler

Bir reklam ajansında odacı olarak çalışan Âdem, rutin hayatına devam ederken Amerika’daki amcasından kendisine bir miras kaldığı haberini alır. Herkes bu mirasın yüklü bir para ya da mücevher olduğunu düşünür ve Âdem Bu yüzden de mahallesindeki arkadaşlarından patronuna kadar herkes için bir kahramana dönüşür. Ancak söz konusu mirasın bir eşek olduğu anlaşılır ve işler tersine döner. Bir gazeteci Âdem’e küçük bir oyun oynamayı teklif eder ve eşeğin karnında bir elmas olduğu yalanını uydurur ve Âdem yeniden kahraman olur.  İş yerinde hiç olmadığı kadar saygı görür. Kızı Şükran’ın Âdem ile görüşmesine tümüyle karşı olan babası, muhafazakar tabularını bir yana bırakıp Âdem’in Şükran ile evlenmesi için insanüstü bir çaba gösterir.

Tüm iyi niyet ve saflığına karşın hak ettiği saygı ve itibarı bir türlü elde edemeyen Âdem, tüm bunlara, karnında elmas olduğuna inanılan eşeği “Mister Dörtnal” sayesinde sahip olur; ancak Âdem için birçok şey anlamını kaybetmiştir. Adem’in çalıştığı ajansta çaycılık yapan Halil ise Âdem’in doğruya ulaşmasında ona yardımcı olur. Çevresindeki insanların düştüğü duruma şahit  olan Âdem, acımayla karışık bir tiksinti duymaya başlar ve hayatına yeni bir yön verir. Film, hâkim toplumsal ahlak paradigmasına ciddi eleştiriler getirir.

2. Arkadaş (Yılmaz Güney, 1974)

Film, yıllar sonra yolları tekrar birleşen, iki eski arkadaş olan Cemil ile Azem’in arasında cereyan eden sınıfsal, kültürel ve etnik çatışmaları konu edinir. Cemil; yıllarca hayalini kurduğu maddi zenginliğe kavuşmuştur. Elit bir çevrede yaşar ve hayatından bir hayli memnundur. Ancak yıllar sonra hayatına giren eski dostu Azem, Cemil için hiç beklemediği bir yol ayrımının da habercisidir. Karayollarında çalışan Azem, Cemil’e gençlik yıllarını, yoksul hayatını, geride bıraktıklarını hatırlatır. Cemil’in karısıyla beraber içinde kaybolduğu şatafatlı hayatın getirdiği çelişkileri ve yozlaşmışlığı da gözler önüne serer.

Arkadaş

Yerli Filmler

Cemil’in eski Cemil olması çok zordur. Yaşadığı gerçekliği kabul etmesi olanaksız gibidir. Ancak Azem kararlıdır. Cemil’e insana dair unuttuğu ne varsa anımsatmaya girişir. Sadece Cemil değil; Cemil’in baldızı Melike de Azem’in yarattığı kırılmadan etkileni. Azem çevresinde bir şekilde iletişim kurduğu kim varsa dejenere olmaktan ve burjuva kültürünün getirdiği yozlaşmışlıktan çekip almak için mücadelesini sürdürür.

3. Asiye Nasıl Kurtulur? ( Nejat Saydam, 1973)

Asiye nasıl kurtulur

Yerli filmler

Asiye; öğretmen olmaya çok yakın, yapacağı mesleğin hayalini kuran idealist bir genç kızdır. Öğretmenlik onun için hayalini kurduğu meslek olmanın dışında yoksulluktan kurtulmak da demektir. Okulundan mezun olup yıllarca onu okutan annesine karşı vefa borcunu ödeyecektir. Ancak annesinin bir hayat kadını olduğunu öğrenir. Asiye için yıkım tam da bu noktada başlar.

Annesinin bir hayat kadını olması onun da bu damgayı yemesine neden olur. Asiye annesiyle aynı kaderi paylaşmamak için elinden gelenin fazlasını yapar. Ancak toplum ve kurumlar Asiye’ye rolünü biçmiştir bile. Öğretmen olacakken hayatının çöküşünü yaşayan Asiye, masumiyetini ve umudunu hiç kaybetmeden her defasında kendisine biçilen kadere direnir. Ancak çevresinde güveneceği ve sığınabileceği hiç kimse yoktur. Asiye karakterine Türkan Şoray’ın hayat verdiği film; sayısız Asiye’nin de hikayesidir.

4. Namuslu (Ertem Eğilmez, 1984)

Namuslu

 Ali Rıza; eşi, oğlu ve kayınvalidesiyle yaşayan kendi hâlinde, düşük gelirli, geçim sıkıntısıyla mücadele etmeye çalışan; ancak her ne olursa olsun değerlerinden vazgeçmeyen namuslu bir memurdur. İdealist tutumu ve dürüstlüğünün karşılığını ise hor görülerek, aşağılanarak, itilip kakılarak alır. Ailesi de dâhil olmak üzere çevresinde kim varsa Ali Rıza’nın idealist tutumunu terk edip diğer memurların başvurduğu rüşvet, iltimas gibi yollara başvurmasını telkin eder. Ancak Ali Rıza doğrularından ayrılmayı hiç düşünmez.

Bir gün birkaç soyguncu tarafından darp edilir edilip soyulan Ali Rıza, çalıştığı kurumun bir hayli yüklü miktardaki parasını da soygunculara kaptırır. Ancak iş arkadaşları, komşuları ve ailesi soygun olayına inanmayıp Ali Rıza’nın soygun süsüyle paraları zimmetine geçirdiğine inanır Ali Rıza ise bütün çabalarına rağmen aksini ispatlayamaz, sonunda teslim olur ve parayı zimmetine geçirmiş gibi davranmaya başlar. Bir süre onların istediği biri gibi yaşar. Ancak son büyük dersi yine Ali Rıza verecektir.

5. Pardon (Mert Baykal, 2005)

Pardon

Yerli filmler

İbrahim, Muzo ve Aydın üç eski dosttur. Sıradan geçen hayatları hiç beklenmedik bir şekilde değişecektir. Kendilerini bir anda gözaltında, sorguda bulurlar. Üç ayrı terör eyleminde bulundukları ve bunu itiraf etmeleri gerektiği söylenir. Örgüt ya da eylem bağlantıları olmadığı hâlde ne polis sorgusunda ne de mahkemede bir türlü aksini ispatlayamazlar ve hayatlarına mal olan altı uzun yılın ardından devletten “pardon” yanıtını alırlar.

Ferhan Şensoy, Rasim Öztekin, Ali Çatalbaş, Bülent Kayabaş, Zeki Alasya ve Erol Günaydın gibi usta isimlerin yer aldığı film, adalet mekanizmasına da ciddi eleştiriler getiren, sinemamızın kara mizah türündeki filmlerin dev bir örneğidir.

6. Yeraltı (2012, Zeki Demirkubuz)

Yeraltı

Senaristliğini ve yönetmenliğini Zeki Demirkubuz’un yaptığı Yeraltı, usta yazar Dostoyevski’nin “Yeraltından Notlar” kitabından esinlenerek vizyona taşınmıştır. Filmin başrolü Engin Günaydın, Muharrem karakterine hayat verir. Muharrem, yalnızlığı seven, toplumla çelişkileri olan, çevresine karşı iç dünyasında bir muhalefet alanı yaratmış kendi hâlinde bir memurdur. Bir gün hiç sevmediği hâlde eski dostlarını ziyaret eder ve onların bir yemek organizasyonunda bulunduklarını öğrenir. Arkadaşları Muharrem’i yemeğe davet etmeyi akıllarının ucundan bile geçirmezler. Aslında Muharrem de bunu hiç istemez; ancak kendisini bir şekilde davet ettirmeye karar verir ve bunu başarır. Bu yemek Muharrem için eski dostlarıyla utanç dolu bir hesaplaşmanın ve iç dökmenin alanı olacaktır.

7. Karanlıktakiler (Çağan Irmak, 2009)

Karanlıktakiler

Yerli filmler

Egemen, bir reklam ajansında ofis boy olarak çalışmaktadır. Bütün hayatı, evinden işine gidip gelmek üzerinde kurduğu bu rutindir. Ancak beraber yaşadığı annesi, Egemen’in iş yerinde söz sahibi, yönetici pozisyonda olduğunu düşünür. Egemen ise gerçeği hiçbir zaman söylemez; çünkü kendisine takıntılı bir sevgiyle bağlı olan ve geçmişin izlerini bir türlü üzerinden atamayan annesinin bu gerçeği kaldıramayacağını bilir. Egemen için bu hayatı dayanılır kılan tek şey, patronuna duyduğu aşk ve bu aşka dair kendi içinde büyüttüğü umuttur. Fakat daha fazla dayanamayan Egemen, annesiyle dönüşü olmayan bir yolculuğa çıkacaktır.

8. Anayurt Oteli (Ömer Kavur, 1987)

Anayurt Otel

Yerli filmler

Babadan kalma otelin işletmeciliğini yürüten Zebercet için hayat tam da bu otelin içinden ibarettir. Zebercet, toplumdan uzak, kalabalıklardan kaçan ve kendi iç dünyasında yaşayan biridir. Dışarıdan bakıldığında oldukça sakin görünür; ancak kendiyle yürüttüğü savaş bir an olsun dinmez.

Zebercet’in sıradan hayatı otele gelen gizemli bir kadınla alt üst olur. Otelden ayrılan ve kısa süre sonra yeniden geleceğini söyleyen gizemli kadın, Zebercet için artık büyük bir bekleyiş ve düş kırıklığı demektir. Yusuf Atılgan’ın aynı isimli romanından uyarlanan film, bir varoluş, yalnızlık ve iç dünya filmidir.

9. Takva (Özer Kızıltan, 2006)

Takva

Muharrem, inanç merkezli bir hayat sürer. Mensubu olduğu cemaatin ve bağlı bulunduğu şeyhin öğütlediği hayat tarzından bir adım dahi dışarı çıkmaz. Zamanının tamamını cemaatin işleri ve ibadetle geçirir. Cemaat büyüklerinin takdir ve güvenini kazanmıştır. Bu nedenle kendisine her adımda biraz daha büyük sorumluluklar verilir.

Bağlı bulunduğu tarikatın mali sorumluluğunun verilmesi Muharrem’i, kafasında soru işaretlerinin giderek büyüdüğü ve çelişkilerin derinleştiği bir hayata iter. Olan biteni anlama ve karar verme süreci, Muharrem için hiç kolay olmayacaktır.

10. Gönül Yarası (Yavuz Turgul, 2005)

Gönül yarası

Nazım Bey, uzun yıllar öğretmen olduğu Anadolu’dan ayrılıp İstanbul’a çocuklarının yanına döner. Emekliliği pek sevmez, bu yüzden eski bir arkadaşının taksisinde şoförlük yapmaya başlar. Nazım Bey bu vesileyle barlarda türkü söyleyerek hayatını idame ettiren Dünya ile tanışır.

Dünya, psikolojik sorunları olan kocasından kaçmış, küçük kızıyla beraber İstanbul’da yaşamaya başlamıştır. Nazım Bey, Dünya’ya yardımcı olmak ister, ona bir baba gibi yaklaşır. Ancak Dünya’nın eski kocası izlerini bulur ve kızını Dünya’dan almaya çalışır. Bütün hayatını çaresiz ve zor durumdaki insanlara adayan idealist öğretmen Nazım Bey, bu kez de farklı bir yol seçmemekte kararlıdır.


“Bir önceki, Siyah Dekorasyon başlıklı yazımızda; siyah dekorasyon önerileri, siyah dekorasyon fikirleri, ev dekorasyon modelleri ile ilgili içeriğimize ulaşabilirsiniz.”

Yazar hakkında

Avatar

Uğur Yıldız

Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik mezunu... Yazmaya, okumaya ayırdığı kadar vakit ayıramasa da yazmayı, hayatın sert akıntısında yitip giden değerleri kurtarmak olarak tanımlıyor. Bu yüzden olacak ki düşüncenin, kurallardan ve sert tanımlamalardan uzakta kendine, tam da hayatın içinde imkân bulduğunu söylediği edebiyatı ve edebiyatın özgür alanını seviyor. Modern hayatın getirdiği hızın, telaşın, hırsın, yüzeyselliğin, unutkanlığın ancak yazılı kültür ile aşılacağına inanıyor. Okuduğu bölüme dair yaklaşımıysa; biraz şaka biraz gerçek ‘işsiz bir gazeteci olmaktansa işsiz edebiyat mezunu olmayı yeğlerdim’ şeklinde.

Yorum Yap