Genel Gezi Kültür Sanat

Rom Festivali 2019

Rom Festivali

Ben daha hayat nedir, nasıl yaşanır, nereden geldik diye düşündüğüm yaşlarda, babam bazen 30 yıllık arkadaşım diye tanıtırdı bazı arkadaşlarını. Bazıları için de kısa pantolonlu zamanlarımızdan beri arkadaşız derdi. Bir ömür gibi gelirdi bana 30 yıl… İnsan 30 yıl nasıl aynı insanla arkadaş olur, 30 yılda neler değişir derdim ki şimdi benim de en bal, tatlı arkadaşlarım 30 yıllıklar. Ve ilk gittiğim zamanları parmak hesabı yapınca ilk olarak 30’lu yıllar önce geldiğim şehir Viyana, sanki dün gibi. Üniversite okumak için geldiğim ilk yıl… Beni Viyana’ya Rom Festivali 2019 attı. Festivalin detaylarını, Viyana tatlarını sizin için yazdım. Keyifli okumalar…

Avusturya Gezi

TDK’ya göre nostalji kelimesinin anlamı, geçmişte kalan güzelliklere olan özlem duygusu, bir de baba ocağı özlemi… Bu durumda Viyana benim için kesin nostalji demek. Hem de en hasından. Geçtiğimiz Eylül sonunda Viyanada’ydım. Viyana’da sonbahar demek sanatın, müziğin başkentinden dünyayı selamlamak demek…

Wiener Melange Kahvesi
Pınar Salman Viyana

Viyana her geldiğimde hiç değişmeden bugüne uzanan bir çok özelliğiyle sarıp sarmalar beni ya da ben gider hep onları bulurum. Tabii artık turist ilgisiyle değişmiş çoğu tatlar. Tatlarda, aromalarda ufak tefek değişiklikler olsa da tetikledikleri anılardaki hazlar hep aynı. Mesela kahve kültürünü hâlâ koruyor Viyana. II. Viyana Kuşatması’ndan sonra Osmanlı askerlerinin geride bıraktığı kahve çuvalları sayesinde kahveyle tanışmış Viyanalılar. Kahvenin saf  keskin tadını yumuşatmak için köpüklü buharlı süt kullanmayı denemişler. Dünyada kendi isimleriyle bir anılan Wiener Melange kahvesi böyle doğmuş. Hâlâ yanında bir bardak su ve minik bir tatlı ile gümüş tepsilerde servis ediliyor kahve.

Viyana

Avrupa’nın Sert Kışına Karşı Rom

Sokrat’tan bile daha öncesinde Efes’te yaşamış filozoflardan Heraklitos’ un söylediği gibi “değişmeyen tek şey, değişimin kendisidir.’’ İşte bu sözün bana hatırlattıklarıyla şimdi size Rom Festivali 2019 nasıldı, anlatmak istiyorum biraz. Bu festivale ilgin neden diye sorarsanız; çünkü rom benim için aslında bir tür ilaç…

Üniversite yıllarımda ev arkadaşım, Avusturya’nın endüstri şehri Linz’den gelen altı çocuklu bir ailenin kızı olan Martina’nın annesinin bize verdiği bir ilaçtı rom. Hafta sonları  bazen Martina ile Linz’e giderdim. Tabii Orta Avrupa’nın kışları o zamanlar daha da bir sert olurdu, -25’leri sık sık yaşardık. Sabah tramvay yolları buzlanmaya karşı tuzlansa da yetmezdi bazen, tramvay işlemezdi ve Martina ile okula kadar yürürdük. İşte o sabahlarda Martina yanımıza bir küçük termos alırdı, içine bazen kahve bazen çay koyardık ama mutlaka bir çorba kaşığı da rom. Sadece dıştan değil, biraz da içten ısınalım diye… İşe de yarardı; okula kadar karda, buzda yürürdük hava eksi kaç hiç anlamadan.

Viyana Festivaller Şehri

Sonra biraz araştırdım tıpkı koka kolanın mide ilacı olarak üretildiği gibi ilaç olarak üretilen bir çok faydalı içecek zamanla insanlar tarafından abartılarak fazla miktarlarda içildiği için sağlığa zararlı hale gelmiş. Suyun bile kilonuza oranlandığında çok fazla içilmesi sağlığınızı bozuyor biliyorsunuz, öncelikle de böbreklere zarar veriyor.

Rom’un Hikayesi

Rom içki nedir

Rom Festivali 2019

Tarihte ilk olarak Persler ve Araplar 7. yüzyılda şeker kamışından en ham haliyle şeker üretiyor ve yine şeker kamışından şeker ve şekerle bağlantılı yiyecek ve içecek üretimi yapıyorlar. Sonraları 11 ve 12. yüzyıllarda Araplar Avrupa’nın Akdeniz bölgesine şeker kamışını tanıtıyor ve şeker kamışından üretilen bir çok farklı tat Avrupa’ya taşınıyor. Aslında romun keşfi de o dönemlere kadar gidiyor. 15. yüzyılda Portekizliler Afrika kıyılarını (Madeira) keşfedip kolonileştiklerinde Afrika topraklarında şeker kamışını yetiştirmeye başlıyor, böylece Arap kontrolü olmadan şeker üretilebiliyor.

Bu gelişme aslında sömürgeciliğin başı sayılıyor. Portekizliler 1500’lü yıllara kadar en büyük şeker ihracatçısı olan Madeira’da bulunan 80 şeker fabrikasında çalıştırılmak üzere bir çok Afrikalıyı köleleştiriyor. Bu, derin bir konu ve ayrı bir tez konusu aslında… Tüm bu bilgiler doğrultusunda ilk rom üreticilerinin şeker kamışından pekmez yapan köleler olduğu düşünülmekte. Aslında rom kölelerin ilacıymış…Şeker kamışından üretilen gerçek şeker vücudun lokomotifidir derdi, doktorluğu her hücresiyle yaşayan ve bilime kendini adamış babam. Biliyorsunuz artık doğal şekeri tanımıyor bedenlerimiz. Şeker artık zehir. Tıpkı bir çok ilaç olarak üretilip zehre dönen içecek ve yiyecek gibi.

Rom İçki festivali

Korsanların İçkisi

En temel anlamda mayalanmış şeker kamışı pekmezinden damıtılarak yapılan bu içecek 16. yüzyılın sonunda Avrupa’dan Amerika’ya ithal edilmeye başlandı. 1700’lerde Amerika’da yönetim sahipleri tarafından çok sevildi ve George Washington ilk 1758 de seçmenlerine galonlarca rom sundu. Hatta 1765’lere gelindiğinde artık Amerika’da viskiden çok rom içiliyordu. Yedi yıl savaşları sonrasında İngiliz kral III. George, Amerikan kolonilerinden alınan vergilere ek ‘’Şeker Yasası’’nı geçirerek kolonilerin rom ithal etmesini yasakladı. Sonrasında rom sınır tanımayan denizcilerin, yani korsanların içkisi olarak ünlendi.

Rom İlaç Mı?

 

Avrupa Festivaller

Rom, tıbbi özelliklerinden dolayı askerlerin sağlıklı kalması için neredeyse bir cankurtarandı. Cephe hattında savaşan askerlere bir çorba kaşığı rom verilirdi, bu onların tüm gece çamurlu siperlerde beklerken kemiklerini ısıtmaya yardımcı olurdu. Günümüzde medikal anlamda yapılan araştırmaların sonuçlarına göre rom, kemik mineral yoğunluğunu arttırır, az tüketildiğinde osteoporozun önlenmesine yardımcıdır ve artrit semptomlarını hafifletir. Tıpkı votka gibi rom da kan incelticidir ve periferik arter hastalıklarını önleyebilir. Rom aynı zamanda HDL kolesterol olarak da bilinen iyi kolesterolü artırabilir ve kalp tıkanıklıklarıyla savaşabilir.

Ancak yeniden hatırlatmak gerekir ki tüm bu faydalar için ölçülü tüketim çok önemlidir. Rom’un kas ağrılarını azaltmakta ve soğuk algınlığında da faydalı olduğu bilinmektedir. Gece içtiğiniz bitki çayına bir kaşık rom karıştırmanız rahat uykuya dalmanıza yardımcı olur. Son olarak bilim adamlarının rom ve bunama ilişkisi ile ilgili olarak ilerleyen yaşlarda az miktarda rom tüketen katılımcıların daha düşük oranda demans yaşadıklarını buldu.

Rom Festivali 2019

Viyana Sonbahar

Viyana şarap bağları ve şaraplarıyla ünlüdür. Hatta ağustos sonundan eylül sonuna kadar olan süreç taze şarap sprudel dönemidir; ama ben sizinle geçtiğimiz Eylül ayının sonunda gerçekleştirilen Rom Festivali 2019 nasıl geçti, onu anlatacağım. 4. kez düzenlenen festival Avrupa’nın en büyük Rom Festivali ve ticari fuarı. Rom Festivali 2019, Avusturya’nın 1837’de kurulan en eski ve en büyük bira fabrikası olan  Ottakringer Brauerei firmasının fabrikasında gerçekleşiyor. Fabrikada festivaller dışında bira üretimi süreçlerini tanıtan geziler ve tadım organizasyonları yapılıyor. Bazen farklı konseptlerde düğün yapmak isteyenler bile bu mekanı kullanıyor. Bu yılki Rom Festivali 2019 konsepti korsan eğlencesiydi. Müzik ve romu birleştirerek katılımcıların bedenlerine ve ruhlarına şifa olmak amaçlanmış anlaşılan…

Rom Festivali 2019

Kapıda katılımcıların bileklerine bir bileklik takıldı ve her katılımcıya verilen festival kartı üzerinde dört adet 1cc’lik rom deneme damgası vardı. Deneme yaptığınız firma kartınızı damgalanıyordu. Festivale girerken elimize minik bir kadeh verildi, böylece dört farklı firmadan tadımı kendi kadehlerimizle yapabilmemiz sağlandı. Karayip korsanlarının ahşap gemilerinden birindeymişçesine dört farklı tatta denediğim romlar beni yazımın başında söz ettiğim yıllara götürdü. Rom ve müziklerin de etkisiyle içim ısındı…:)

Festivalde Lezzetli Atıştırmalıklar

Fabrikanın bahçesine kurulan yemek stantlarında konsepte uygun patates cipsleri, mini hamburgerler ufak bir yemek kaçamağı yapmak için katılımcılara lezzetli alternatifler sunuldu. Bu atmosferde gerçekleşen Rom Festivali 2019 iki günlük bir hafta sonu etkinliği olarak planlanmıştı. Kışa girmeden önce bence yerli ve yabancı katılımcılara keyifli bir hafta sonu fırsatı verdi festival. Katılımcı firmaların da güzel ticari bağlantılar yaptığından eminim.

Viyana’da sonbahar yazı dizimin bu ilk yazısında şeker dozu fazla kaçmış olabilir; ama hep hatırlattığım gibi şekerin azı karar çoğu zarar .Hele şeker pancarı artık antika değerindeyken…😊

Viyana’da Ne Yenir?

Şimdi sizleri yazımın girişinde bahsettiğim tatlıların lezzetli kareleriyle baş başa bırakıyorum. Bu tatlılarla ilgili detaylar bir sonraki yazımda, takipte kalın derim…

kaiserschmarrn

Kaiserschmarrn

 

lebkuchen

Lebkuchen

 

sachertorte

Sachertorte

 

wiener-faschingskrapfen

Wiener-faschingskrapfen

 


Sizleri bir önceki “Bayram’da Nereye Gidilir” başlıklı yazımızda; bayram tatili için planlarınıza ekleyebileceğiniz rotaları sizin için çizdik…

Yazar hakkında

Pınar Altanoğlu Salman

Pınar Altanoğlu Salman

Avusturya Lisesi ve Boğaziçi Üniversitesi İşletme Bölümünden mezun olduktan sonra perakende sektöründe, perakende mağazacılık ve ‘’Görsel Mağaza Tasarımı’’ konusunda uzmanlaştı. Birçok üniversitede ve sürekli eğitim merkezlerinde, İstanbul Moda Akademisinde kendi uzmanlık alanlarıyla ilgili dersler vermeye devam ediyor. Mimar Sinan Üniversitesi Sahne Dekor ve Kostüm Bölümünde öğretim görevlisi olan Salman, Mimar Sinan Üniversitesi Sürekli Eğitim Programlarında ‘’Görsel Mağaza Tasarımı’’ kapsamında dersler veriyor. 2000 yılından beri perakende sektöründe uzmanlık alanıyla ilgili yazılar yazan Salman, gezi yazıları da yazıyor. Salman’ın yazıları www.trenderamagazine.com ve www.avmdergi.com’un da aralarında bulunduğu basılı ve online kanallarda yayınlanıyor. Görsel tasarım konusunda Miscanti Enerji kabı adlı 4 yaşında bir markası da olan yazarımız; fotoğraf çekiyor, şiir, deneme ve roman kaleme alıyor.

Yorum Yap