Yaşam

Sıla Ahmet Kural Şiddetin Magazinselleşmesi

Sıla Ahmet Kural
Avatar

Kadına dönük şiddet ve hakaret haberlerine oyuncu Ahmet Kural’ın şarkıcı Sıla’yı darp ve tehdit ettiği iddiasıyla bir yenisi eklendi. Hemen araya girmek isterim; “iddia” ifadesi kasıtlı değil, zorunlu bir ifadedir. Çünkü haberlerde yer alan bilgiye göre Sıla Ahmet Kural olayında Sıla’nın darp edildiği doktor raporunda yer alıyor; ancak Ahmet Kural bunu tam olarak kabul etmiyor ve yargı henüz Ahmet Kural’ın suçlu olduğuna dair bir karar vermedi.

Sıla’nın vücudunun bazı yerlerinde morluk ve kızarıklıkların olduğu -televizyon haberlerinde ve gazete ile haber sitelerinde de- gördüğümüz üzere açık. Dolayısıyla ortada bir “şiddet” olayının varlığı da kaçınılmaz olarak açık. Bununla beraber Ahmet Kural bu durumu bir “itiş kakış” olarak açıkladı. Ve son olarak olayın yaşandığı gece hemen yan villada bulunan bir görgü tanığının ifadesinde de Ahmet Kural’ın evinde bir kadına küfürler ettiği ve darpta bulunduğu ve bilgileri yer alıyor. Görgü tanığı olan hanımefendi şiddete maruz kalan kadının yaklaşık 1 saat sonra arabaya binip oradan uzaklaştığına dair beyanda bulunmuş. Ki Sıla o gece şoförünü çağırdığını, o ikametten aracıyla ayrıldığını açıklamıştı.

Sıla Ahmet Kural kavgası

Doktor raporu, Sıla’nın ifadeleri, görgü tanığı olan hanımefendinin tanıklığı ve Ahmet Kural’ın “itiş kakış” ifadesi Sıla Ahmet Kural olayında gerçekte ne olduğuna dair soruları Ahmet Kural aleyhine cevaplıyor.

Sıla Ahmet Kural Kavgasından Beslenen Çoğunluk

Ahmet Kural’a yargısız infaz yapıldığını düşünenlerin varlığı bir tarafa, savcıdan önce davranıp karar veren çoğunluk ile sürekli magazin gündeminde olup başka bir vasfa sahip olmayan ve soluğu mutlaka bir pop-ünlünün dedikodusunda alan, polemiklerin kendi hayatlarında soluk alıp vermek kadar yaşamsal yer tuttuğu eski manken, eski şarkıcı, eski yetenek yarışması finalisti, eski yapımcı, eski sabah programcısı, eski futbolcu sevgilisi, eski torpilli ve halihazırdaki kanaat önderleri televizyon ve gazetelerin magazin eklerindeki devasa köşelerinde dedikodu ve yaygaranın hakkını yeterince verdikten sonra akıllara durgunluk veren tutarlılıkla itidal çağrısında bulundular: “Son sözü yargı söyler!”

Ahmet Kural Sıla olayı

Yargının kararını ne zaman vereceği pek belli olmaz. Henüz iddianame dahi tamamlanmadı ancak bilgi kuraklığımızın bolluğu bereketi oldular. Nihayet aydınların suskunluğunu Ahmet Hakan, sanat çevrelerinin suskunluğunu Yavuz Bingöl bozdular. İki beyefendinin şahsında toplumsal arınma yaşadık.

Kadına Dönük Şiddet, Ahmet Kural’a Dönük  Linçle Aklanıyor

Kadına dönük şiddet gibi can alıcı bir toplumsal ve tarihsel gerçek medya ve popüler kültür sayesinde alelade bir magazin vakası haline getirildi. Örnek ilişki olarak görülen ve gösterilen Sıla Ahmet Kural ilişkisinin bu şekilde neticelenmesi ise şiddet olayı ekseninde fakat şiddet olayını geride bırakarak hayal kırıklığı olarak kaldı akıllarda. Henüz birkaç hafta önce gündemin zirvesini tutan Arda Turan olayı “evli olmasaydım seni kaçırmazdım” aymazlığından usulca çekilip Arda Turan merkezli basit bir adli ve magazinel vaka olarak kılıfına oturtuldu. Arda Turan’ı linç edip rahatladık. Kadına dönük şiddet olgusu şimdi Ahmet Kural’a dönük linçle aklanıyor.

Sıla Ahmet Kural olayı kadına şiddet

Ahmet Kural’ın olayı, karşısındaki bir kadın değilmişcesine “itiş kakış” olarak makul de değil ama iddialarla karşılaştırılınca bir hayli makul sayılır minvalinde açıklaması dışarıdan bir eleştiriye gerek bırakmıyor zaten.

O Halde Biz Şimdilik Susalım

İslam tarihi ve kültürü üzerine çalışan bir aktivist, “Şu anda İslam medeniyetine ve onun düşünce iklimine katkıda bulunmak şöyle dursun, katmerleşmiş bu bilgi kirliliğini aralayıp İslam alimlerinin, Anadolu erenlerinin bilgi ve mesajlarına ulaşmak dahi nesillere mal olacak. Umarım gelecek nesiller de bunu önemser” demişti.

Her gün yaşadığımız bu kaosun kök nedenini anlamak ve olayları daha berrak bir şekilde anlayabilmek için medya gladyatörlerinin yarattığı bu muazzam toz bulutunu aralamak da sanırım çok daha kapsamlı tartışma ve incelemelerin konusu. Ama bu toz bulutunda boğulmadan önce biz burada bırakalım. Zira konu hakkında ne söylersek söyleyelim, söylediklerimiz olayın etrafında dönüp duran dedikoduların bir parçası olarak kalacak. Öyle olmasa bile öyle anlaşılacak. O halde susalım. Ta ki Sıla Ahmet Kural konusu ana haber bültenleri ile magazin eklerinde terk edilip toplumsal ve tarihsel boyutuyla anlaşılana dek. Biz şimdilik kadına dönük şiddeti ve kadına yakıştırılan ölümü sadece Kemal Tahir romanlarındaymışçasına anımsayıp kendimizi kandıralım.

kemal tahir

Sahi, Kemal Tahir’in o muazzam Namuscular’ını okumuş muydunuz? Kadınların karşısında kimliğini kaybeden töre canavarının ürküntüsü olan romanı…


Bir önceki “Timuçin Esen Kimdir?“başlıklı yazımızda arabeskin usta ismi Müslüm Gürses’in hayatına dair bilinmeyenleri anlatan Müslüm filmine dair detayları ve Müslüm Baba’ya hayat veren başarılı oyuncu Timuçin Esen hakkında bilgiye ulaşabilirsiniz.

Yazar hakkında

Avatar

Uğur Yıldız

Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik mezunu... Yazmaya, okumaya ayırdığı kadar vakit ayıramasa da yazmayı, hayatın sert akıntısında yitip giden değerleri kurtarmak olarak tanımlıyor. Bu yüzden olacak ki düşüncenin, kurallardan ve sert tanımlamalardan uzakta kendine, tam da hayatın içinde imkân bulduğunu söylediği edebiyatı ve edebiyatın özgür alanını seviyor. Modern hayatın getirdiği hızın, telaşın, hırsın, yüzeyselliğin, unutkanlığın ancak yazılı kültür ile aşılacağına inanıyor. Okuduğu bölüme dair yaklaşımıysa; biraz şaka biraz gerçek ‘işsiz bir gazeteci olmaktansa işsiz edebiyat mezunu olmayı yeğlerdim’ şeklinde.

Yorum Yap