Kültür Sanat

Tony Gatlif Filmleri

tony gatlif
Avatar

Çingene sineması deyince akla gelen ilk yönetmenlerden Tony Gatlif, filmlerinde çingene ruhuna, müziğine ve dansına dair başarılı betimlemeleriyle onların göçebe dünyasına kısa bir yolculuğa çıkarır bizi. Gatlif sinemasında oyuncular, bir senaryoya bağlı değilmiş de içlerinden geliyormuş gibi oynar. Hem konusu hem de eşsiz müzikleriyle izleyene hayattan çok yönlü bir kesit sunar yönetmen. Kendi de filmleri gibi çok yönlü olan Tony Gatlif aynı zamanda senaryo yazarlığı, yapımcılık ve oyunculuk da yapıyor. Onun iyi bir toplum mühendisi olduğunu söylesem abartmış olmam; Tony Gatlif filmlerini izleyenler bana hak verecektir.

Çingene Sinemasının Şövalyesi Tony Gatlif

Sinemanın, insanları organize olmamış bir yolculuğa çıkarmak olduğunu söyleyen Tony Gatlif filmleri, ‘yolda olmak’ kavramını en ince ayrıntısına, en uç noktasına kadar işliyor. Gatlif’in kahramanları yoldadır ve yol sürekli devam eder. Bir varış yoktur; çünkü hayatın kendisi zaten yolda olmaktır. Kahramanlarımız bu yolculukta keşfeder, deneyimler ve öğrenir; aşık olur, kavga eder, üzülür ve sevinir… Sürekli göç etmek zorunda kalan, bunun bir yaşam biçimine dönüştüğü çingene göçebe hayatını anlatan filmler, konusuyla olduğu kadar müzikleriyle de izleyeni sarsar. Ve kadınlar… Gatlif filmlerinin değişmeyen cesur, özgür ruhlu, gezgin ve tutkulu kadınlar…

Yolculuk Demişken…

Çılgın yabancı

1997 yapımı Gadjo Dilo (Çılgın Yabancı) filmindeki Stephane, babasından kalan kasetteki şarkıcıyı aramak için Fransa’dan Romanya’ya bir yolculuğa çıkar. Uğradığı köyde, deli dolu çingene kızı Sabina ile tanışır. Çıktığı yolda aradığını bulmaya çalışırken hiç hesapta olmayanı, ‘aşk’ı bulur Stephane ve yolculuğunu Sabina ile sürdürür. En doğal halleriyle birbirini sever bu çılgın ikili.

Köylerinden zorla göç ettirilen çingenelerin içinde bulunduğu durumu da anlatan film, kimi sahneleriyle izleyeni vuruyor. Yoksulluk ve yoksunluğa eşlik eden hayat sevinci ve umut, tam gözlerimiz dolarken tebessümü konduruveriyor yüzümüze.

Transylvania

Transylvania, tutkulu bir kadının yol hikayesini anlatıyor.  Film, sevdiği adamı bulmak için uzun bir yolculuğa çıkan ve bu uğurda büyük fedakarlıklar gösteren, zorluklar yaşayan Zingarina ile tanıştırıyor bizi. Zingarina sevdiğini buluyor, ancak aşkına karşılık bulamayıp Transylvania yollarına düşüyor. Yolda, en az kendi gibi özgür ruhlu Çango ile karşılaşıyor. (Çango karakterine, Fatih Akın’ın filmlerinden tanıdığımız başarılı oyuncu Birol Ünal hayat veriyor.) Filmi izlerken, ne yönetmeni ne de kamerayı hissediyoruz. İki bedenin, iki çılgın ruhun ve iki deli aklın bir olma, bütün olma, kendilerini bulma hikayesiyle baş başa kalıyoruz.

Sürgündekiler

2004 Cannes Film Festivali’nde Gatlif’e ilk ödülünü getiren Exils (Sürgündekiler), Zano ve Naima’nın Cezayir’e olan uzun ve zorlu, ama bir o kadar da sürprizli yolculuğunu anlatıyor. Yolda olmak, değişimi zorunlu kılar. Bu değişim insanoğlunun kendini ve etrafını keşfetmesi ve dönüşmesi için elzem olandır. Zano ve Naima da bu yolculukla çok şey öğreniyor. Kimliklerini buluyor ve evrendeki yerlerini keşfediyorlar. Başkaları tarafından tanımlanan hayatın süreğen algısını yıkıp yerine yenisini inşa ediyorlar; kendi elleriyle, kendi algılayış biçimleriyle ve tutkularıyla…

Vengo

İstanbul Film Festivali’nde Jüri Özel Ödülü’nü alan İspanya’nın Endülüs topraklarında aileler arası bir intikam kavgasını anlatan Vengo, iç yakan müzikleriyle ve acıklı sonuyla izleyeni bambaşka bir dünyaya götürüyor. Film, aynı yıl Fransa’da César Ödülü’ne de layık görülüyor.

“Müzik, Filmin Omurgasıdır”

Tony Gatlif filmleri

Gençlik yıllarını, “18 yaşıma kadar tam bir serseriydim” açıklamasıyla tanımlayan Tony Gatlifçingene bir ailenin çocuğu olarak 1948 yılında Cezayir’de dünyaya geliyor. 1960’ta Fransa’ya gelen Gatlif, 1966’da harikalarla dolu sinema kariyerinin başlamasına vesile olan Michel Simon ile tanışıyor. Başarılı yönetmen, sinema hayatının şekillenmesinde iki önemli şeyden bahsediyor: Godard’ın Serseri Aşıklar filmi ve Martial Solal’in

Müzik, Tony Gatlif filmleri için önemli bir yerde. İzleyenler bilir, Gatlif filmlerinin müzikleri, mizansenin en önemli ögesi, bazen baş kahramanı ve bazen de hikâyenin arka planıdır. Latcho Drom, Gadjo Dilo, Vengo ve Swing filmlerinin müziklerini ünlü yönetmenin kendisi besteliyor. Gatlif, müzik ve sinema ilişkisini şöyle tarif ediyor: “Film üzerine düşünmeye başladığımda müziği de düşünürüm. Müzik, filmin omurgasıdır, senaryoyu yazarken ve çekim mekânlarını saptarken eş zamanlı olarak müziği de tasarlarım.”

Gerenimo ve Aman Doktor (Djam) Filmlerinde Türk Kültürü Göz Kırpıyor

Geronimo Movie

Çingene filmlerinin kalbe dokunan yönetmeni Tony Gatlif’in son iki filmindeki “Türk” etkisi, karakterlerde, mekânlarda ve müziklerde karşımıza çıkıyor. 2014 yapımı Gerenimo, görücü usulüyle evlenmek istemeyen Türk kızı Nil’in düğün günü çingene sevgilisi Lucky Molina’yla kaçmasını ve arkalarında bıraktıkları düşman iki aileyi anlatıyor. Düşman aileler arasındaki sorunu çözme işi ise bölgeye sosyal eğitimci olarak giden Gerenimo’ya kalıyor. Bir solukta izlenen film, Türk ve İspanyol müziğinin keyifli bir karışımını sunuyor izleyiciye. Meşhur düello sahnesini, İbrahim Tatlıses’in “Her demet zalim felek sineme dokunma benim” şarkısıyla izlemek ise ilginç bir deneyim sunuyor.

Djam

Tony Gatlif sinematografisindeki son film Aman Doktor (Djam) dünya prömiyerini 25 Mayıs 2017’de Cannes Film Festivali’nde yaptı. Euroimages desteğiyle çekilen film, Fransa, Yunanistan ve Türkiye ortak yapımı. Bir bölümü İstanbul’un tarihi yerlerinde çekilen filmin Türkiyeli müzisyenleri Melike Şahin ve Cümbüş Cemaat, prömiyerde filmin yönetmeni ve oyuncularıyla birlikte kırmızı halıda boy gösterdi. Türk ve Yunan müzisyenler, film gösterimi öncesinde 45 dakikalık rembetiko konseri verdi.

Filmin konusuna gelince; Djam isimli genç kadın, bozulan teknelerini onarmak için gerekli olan parçayı bulmak amacıyla Yunanistan’dan Türkiye’ye geliyor. Burada, insani yardım gönüllüsü olan Fransız Avril ile yolları kesişiyor. Avril, beş parasız ve kimsesizdir. Djam, Avril’i kanatlarının altına alıyor ve İstanbul’dan Yunanistan’a umut dolu bir müzikal yolculuk başlıyor.

2008 yılında, İstanbul Film Festivali çerçevesinde İstanbul’a yolu düşen Roman yönetmen Tony Gatlif, davul, klarnet ve keman eşliğinde Sulukule’yi ziyaret etti. Çingene halkın sorunlarını dinleyen Gatlif, mahalle halkıyla dans etmeyi de ihmal etmedi.

Bir önceki Kırtasiye : Bir Ömür başlıklı yazımızda, Şule Tunca, Abidin Dino, kırtasiye sektörü ile ilgili bilgiler yer alıyor.

Yazar hakkında

Avatar

Gül Demirdaş

Marmara Üniversitesi Radyo, Sinema ve Televizyon Bölümü’nden mezun genç iletişimci; okur, yazar, çizer, araştırır, gezer, keşfeder, paylaşır… Editörlük yapan, bunun yanında şiir ve öykü yazmaktan da kendini alamayan yazar adayı, “Yazmak, en zoru; kimi zamansa en kolayı. Zorluğunda ya da kolaylığında değilim ben işin. Yazarak var oluyorum, hepsi bu” diye özetliyor yazmayı.

2 yorum

Yorum Yap