Kültür Sanat

VIVID Grand Show Tıpkı Hayat Gibi

VIVID Grand show

Mart başında, hatta yeni bir yaşın başında Berlin’de Avrupa’nın en büyük Revü-Tiyatro sahnesi olan muhteşem Friedrichstadt-Palast Berlin sahnesinde öyle iki buçuk saat yaşadım ki, kendimi duyulmamış duyguların şairi Edip Cansever’in dizelerinde hissettim.

‘’Doğanın bana verdiği bu ödülden
Çıldırıp yitmemek için
İki insan gibi kaldım
Birbiriyle konuşan iki insan.’’

Edip Cansever, şiirlerinde insanın kendini arayışını, hayatın içindeki yaşam ilişkilerini irdeler ya; hatta bazen insanın hayatını etkileyecek, dünyaya bakış açısını değiştirecek söz dizeleriyle insanın kendini bulma çabasına ilham verir ve aniden aklınıza gelen dizeleriyle biraz daha açılır hayatın sır perdesi gözlerinizin önünde. İşte tam böyle bir şeydi yaşadığım. VIVID Grand Show bana öyle çok ilham verdi ki, nereden başlarım, nelere ulaşırım bilmiyorum ama en azından, yeniden, izlediğim renkli hayaller kadar muhteşem yeniliklere açtım hayatımın kapılarını.

Pınar Altanoğlu Salman

İçinde yaşadığımız zamanlar insanların negatif enerjiyi daha fazla taşıdığı, birbirine sevgi yerine hoşgörüsüzlük beslediği zamanlar. Biz bu şovla insanlara yaşama sevinci vermek, hayatın güzelliklerini göstermek istedik diyor Dr. Berndt Schmidt, VIVID Grand Show yapımcısı ve yönetmeni.

VIVID: Hayat Dolu, Göz Alıcı, Akılda Kalıcı

Vivid Almanya

Vivid kelimesinin dilimizdeki anlamı; hayat dolu, canlı, etkileyici, göz alıcı, parlak, şatafatlı, akılda kalıcı, çok kuvvetli bir canlılık enerjisi dolu… İnanın her bir açıklamanın hakkını tam veren bir şov VIVID Grand Show. Ayrıca VIV-ID iki bölüme ayrıldığında ID=identity kimlik, kişilik, ayniyet demek ve öyle enteresandır ki oyunun başkahramanı küçük kız R’eye, kendini bulma yolculuğunda işte tam da Vivid kelimesinin anlamını, kimliğini/kişiliğini bulma serüveninde canlı ve şatafatlı bir yolda ilerleyerek bulmaya çalışıyor. Her bir adımda hayalle gerçeği birbirinin içinde, birbirinin izinde fazlasıyla yaşıyor.

İzleyicilerin hayat ve kendileri hakkındaki fikirlerini dönüştürmek, onlara ilham vermek amacıyla yola çıktık diyor Tasarım Direktörü Philip Treacy. Her bir kostüm, her bir başlık, çizme, aksesuar detayı son derece titizlikle tasarlanmış ve özenle, kaliteli malzemelerle üretilmiş. Kostüm kalitesi öylesine kusursuz ki, 2 bin kişilik salonun hangi koltuğunda oturursanız oturun mutlaka rahatlıkla tüm detayları görüyorsunuz. Hele şov içerisinde bazı bölümlerde artistlerin izleyicinin arasına karıştığı bölümler kostümleri ve aksesuarları incelemek için bulunmaz fırsat.

Vivid

VIVID Grand Show’un yazarı ve rejisörü Krista Monson, “Bu şovu, seyredenlerin kalplerinin ve ruhlarının sonsuza kadar değişmesine niyet ederek yazdım” diyor. Niyetlerle çalışan biri olarak bu cümle benim direkt kalbime ve ruhuma ulaşıyor. Şovu seyrettikten sonra kalpten gelen saf niyetin ne denli etkili olduğuna belki bininci kere bir kez daha şahit oluyorum.

Friedrichstadt-Palast Berlin Sahnesi

Bence şovun en muhteşem detaylarının başında sahne tasarımının başarısı geliyor. Friedrichstadt-Palast Berlin sahnesi Avrupa’nın en büyük sahnesi, birbiri içine geçmiş en az beş sahneden oluşuyor. Sahnenin çevresinde mini sahneler şovun belli bölümlerinde devreye giriyor. Sahne yüzeyi zaman zaman açılıyor, içeriden sahneye yeni sahnecikler çıkıyor, arka bölümler bazen açılıyor ve bir anda sahnenin en arkasındaki sahnede bir orkestra ortaya çıkıyor. Binbir farklı teknoloji kullanılarak sahne çok kısa sürelerde parçalara bölünüyor, ayrılıyor, birleşiyor, iniyor, kalkıyor, tepeden her bir sahne için gerekli farklı ekipmanlar iniyor, çıkıyor… Öyle bir an geliyor ki şov esnasında gözlerinizle sahneyi sürekli taramaya çalışıyorsunuz, kaçırdığınız bir detay, fark edemediğiniz muhteşem bir görsel, gözden kaçan bir mükemmellik kalmasın istiyorsunuz.

Berlin Vivid Grand Show

Sahne tasarımını New York’ta birçok projede çalışmış, Las Vegas şovlarının sahne tasarımlarını yapmış ve dünyaca ünlü starların sahnelerini tasarlamış Michael Cotten yapmış. Şovda sahne dekor tasarımı kadar ışık tasarımı da şovun kusursuzluğunun bir nedeni. Chris Moylan, ışığın sihirbazı, sihirli bir oyun kurmuş tüm şov boyunca.

Dans ve müziğin ön planda olduğu bu şovda müziğin tonu öyle güzel ayarlanmış ki, hem çok yüksek hem çok dengeli hem de çok motive edici. “Ay bir ara mı olsa” diye düşündüğünüz anda bir ara geliyor. Şovda verilen 25 dakikalık ara iyi zamanlanmış ne kısa ne uzun, tam yetecek kadar. İkinci bölüme girerken bitecek diye üzülmeye başlıyorsunuz, oysa ikinci bölüm yepyeni bir maceralar zincirine taşıyor izleyicileri.

VIVID Grand Show Ebru Gösterisiyle Başlıyor

Mehmet Yılmaz

Bu şovun dev kadrosu içinde bir de beni çok gururlandıran bizim üniversiteden genç bir Türk moda tasarımcısı var, Mehmet Yılmaz. Şovda küçük kıza yol gösteren guruyu canlandırıyor. Şov Mehmet Yılmaz’ın koskoca sahneyi kaplayacak büyüklükte dairesel bir ekranda salona yansıyan canlı ebru gösterisiyle başlıyor. Guru, bu gösteriyle küçük kıza hayatın renklerini ve o renklerle meydana gelen muhteşem biçimleri anlatmaya başlıyor. Mehmet Yılmaz, Mimar Sinan Üniversitesi Moda Tasarımı eğitimini bitirdikten sonra Stuttgart’ta tekstil ve yüzey tasarımı konusunda yüksek lisans yapmaya başladı. Türkiye’de ve Almanya’da birçok sergiye katılıyor. 2008’den beri bir başka Türk Ebru Ressamı Garip Ay ile birlikte televizyon programları yapıyor ve Avrupa’da turnelere katılıyor. Bu büyük şovda baştan sona her bölümde kırmızı guru kostümüyle küçük kıza yön gösteren Mehmet Yılmaz’ı seyretmek beni mutlu etti.

VIVID Grand Show “Hayata karşı bir sevgi beyanı’’, hayatın kutlanması, 100’den fazla üstün yetenekleri olan artistin rol aldığı 12 milyon euro bütçesi ve 2 bin izleyiciyi misafir eden Avrupa’nın en büyük tiyatro sahnesiyle muhteşem bir görsel şölen. Sanatçıların bedensel performansları, koreografinin muhteşemliği izleyenleri âdeta harikalar dünyasına sürüklüyor. Heyecandan, şaşkınlıktan, performansın kusursuzluğundan zaman zaman gözlerinizden yaşlar geliyor istemsiz.

Vivid Grand Show

Peki, başarı detaylarını bu kadar uzun uzun anlatmak istediğim şov genel  olarak neyi anlatıyor?

Kendimizle ilgili keskin sorularla başlayan bir eser VIVID Grand Show elbette.

Sen kimsin?

Hayatında en son ne zaman bir şeyi ilk defa yaptın?

Yaşadığın yerden en son ne zaman çok uzağa, hiç görmediğin bir yere mutlu olmak için gittin?..

Tam bu soruların yanıtları aklınızdan geçerken bir küçük kız R’eye sizin için soruların yanıtlarını yaşıyor gözlerinizin önünde. İşte bu şov R’eye’nin hikâyesi. Hayata karşı bir sevgi deklarasyonu, bir sevgi bildirgesi…

Yarı İnsan Yarı Robot Kız Kendini Anlamak Ve Bulmak İçin Oradan Oraya Savruluyor…

Vivid Grand Show

Saat tam 19.30 olduğunda şov başlıyor. Babasıyla şovu seyretmeye gelen küçük bir kız oturduğu yerden sahneye fırlıyor ve birkaç saniye sonra babası arkasından sahnenin içine doğru kızının ismini bağırarak onu aramaya gidiyor. Hikâye burada başlıyor. Tam “Ne oluyor, bu da ne” derken, ergenliğe yeni adım atan bir kızın hayatı öğrenmek için bilinmeze kaçışı ve onu her daim koruyup kollamak isteyen babasının kızının peşine düşmesi hikâyesine dahil oluyorsunuz. Kız birden yarı insan yarı robot-uzaylı bir androide dönüşüyor. Her bir bölümde bu android küçük kız bir guru tarafından hayatın mükemmelliği, tehlikesi, güzelliği, bilinmezliği, muhteşemliği içinden bir serüvenden bir diğerine yönlendiriliyor ve bu android kız çiftlikler dünyasında (binary World) kendini anlamak ve bulmak için oradan oraya savruluyor. Tüm muhteşemlik, kızın yaşadığı her bir dönüşüm sahnesindeki hikâyede ve bu hikâyenin sunuluş ve sahneleniş biçiminde.

Moda Rituel

Şovu izlerken ben de küçük kızla beraber olağanüstü bir yolculuğun içinden geçtim sanki. İlk gençlik yıllarında bir kızken okuyup büyülendiğim Filibeli Ahmed Hilmi’nin yazdığı A’mak-ı Hayal (Hayalin Derinliklerinde Yolculuk) kitabını okuduğumda hayalimde onunla yaptığım heyecanlı yolculuk hâlinde buluyorum kendimi bazen. Sonra birden ben de büyüyorum, o şovda kızla beraber bu kez sanki Azra Kohen’in o muhteşem kitabı AEDEN (Bir Dünya Hikâyesi) kitabında koşturuyorum o gezegenden bu dünyaya. Farklı bir dünyadaki yarı insan yarı uzaylı gibi, çevresindeki tüm olanları kendi duygularıyla anlamaya çalışan bir varlık gibi hissediyorum. Garip bir ruh hâli içinde izliyorum olan biteni.

“Hayat Hepimizle Muhteşem… Hayatı Sev…’’

grand show berlin almanya

Şovun ana şarkısı dilime dolanıyor, onlarla beraber bağıra bağıra söylerken buluyorum bir ara kendimi ( this is the jungle, jungle you have to see / Bu görmek zorunda olduğun vahşi bir orman….). Bakıyorum, yanımdakiler de şovun büyüsüne çoktan kaptırmış kendini. Bu salonda hiç bir yargılama yok, yarı insan yarı uzaylı bile olsanız kabul görüyorsunuz zaten… Tüm bu çaba da bunun için; hiç birimizin birbirimizden zerre farklı olmadığımızı, hayatın içindeki tüm renklere, tüm farklı biçimlere, hoşgörü ve sevgiyle yaklaşmayı gönüllendirmeye çalışan bir şov bu. Ne büyük bir ironi bunca muhteşemlik içinde bu denli sade, yalın, gerçek tek mesaj: “Hayat hepimizle muhteşem… Hayatı sev…’’

Şovun sonu yine bir soruyla geliyor:

“Her şeyi gördüğünüzü sanıyorsunuz. Peki, gördükleriniz bitti mi?”

moda rituel yaşam

Tıpkı Her An Yaşadığımız Olaylar Gibi, Hayat Gibi…

Kendi insanlığını tekrardan kazanmak isteyen bir genç kız, kendini bulmaya kaçtığında onu takip eden babasının da kendini bulma çabasını izliyorsunuz. Tıpkı hepimizin ıssız kaldığı o nadir anlarda kendimize sorduğumuz sorular gibi onların sorularıyla sizinkiler birbirine karışıyor. Aslında çok derin konuları, çok renkli bir şov içerisinde irdeliyorsunuz. Tam bir ironi! Tıpkı her an yaşadığımız olaylar gibi, hayat gibi… Bazen çok tehlikeli, bazen çok neşeli, bazen çok zor, bazen çok eğlenceli, bazen çok muhteşem, bazen çok korkutucu ama her şekilde çok güzel ve sevgiye değer ve hiç bir zaman bitmeyen hayat…

İlgilenenler için detayları veren linkler paylaşıyorum:

Şovun fragmanı…

Mehmet Yılmaz özgeçmiş:

https://www.palast.berlin/en/shows-tickets/cast-and-creative-team-vivid-grand-show/

Şovun sanat eleştirmenleri tarafından yorumlandığı bir tv programı. Şovun 14.30-17.00 dakikalarından sahneler var. Almanca bilenler, programın ilk 30 dakikasından sadece bu şov konuşuluyor izleyebilirler.


Sizleri bir önceki “Kahve Bitkisi Bakımı Nasıl Yapılır” başlıklı yazımızda, kahve bitkisi nedir, bakımı nasıl yapılır, kahve ağacı özellikleri nelerdir, kahve meyvesi neye benzer, kahve çiçeği nasıl kokar? Sizler için inceledik, göz atmak için tıklayın.

Yazar hakkında

Pınar Altanoğlu Salman

Pınar Altanoğlu Salman

Avusturya Lisesi ve Boğaziçi Üniversitesi İşletme Bölümünden mezun olduktan sonra perakende sektöründe, perakende mağazacılık ve ‘’Görsel Mağaza Tasarımı’’ konusunda uzmanlaştı. Birçok üniversitede ve sürekli eğitim merkezlerinde, İstanbul Moda Akademisinde kendi uzmanlık alanlarıyla ilgili dersler vermeye devam ediyor. Mimar Sinan Üniversitesi Sahne Dekor ve Kostüm Bölümünde öğretim görevlisi olan Salman, Mimar Sinan Üniversitesi Sürekli Eğitim Programlarında ‘’Görsel Mağaza Tasarımı’’ kapsamında dersler veriyor. 2000 yılından beri perakende sektöründe uzmanlık alanıyla ilgili yazılar yazan Salman, gezi yazıları da yazıyor. Salman’ın yazıları www.trenderamagazine.com ve www.avmdergi.com’un da aralarında bulunduğu basılı ve online kanallarda yayınlanıyor. Görsel tasarım konusunda Miscanti Enerji kabı adlı 4 yaşında bir markası da olan yazarımız; fotoğraf çekiyor, şiir, deneme ve roman kaleme alıyor.

Yorum Yap